30 Haziran 2016 Perşembe

self care is not selflish



geçtiğimiz yıl boyunca düşünebildiğim tek şey kendime zaman ayırmaya ne kadar ihtiyacım olduğuydu. Yalnızlıkla çok iyi anlaşamasam da kendimle baş başa kalmanın zamanı geldi sanırım
Daha iyi bir insan olma yolunda ilerlemenin..
Güne erken başlamanın mantığını kavramaya başladım mesela, bir günde birçok şeyi halletmek insanı iyi hissettiriyor.

Sınav öncesi formuma dönmek gibi bir planım var. Tam olarak kilo vermekten bahsetmiyorum beslenme düzenim ve ruh halim arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyorum. Yalnız yemek yememek gibi lanet bir huyum var üzerinde çalışmam gereken.


Geç kaldığım film ve kitaplarla açığı kapatmaya çalışıyorum. Haftada bir kitap okuyup iki film izlemek gibi minik bir hedefi var. Ama gerçekçi olmak gerekirse haftada iki taneden çok film izleyeceğime inanıyorum.

Filmlerle ilgili tek sıkıntım her şeyin belirli bir zaman çerçevesinde gerçekleşiyor olması. Bir kitap ağır gelmeye başladığında ara verip ertesi gün okumaya devam edebiliyorum ama film iki saat için de bitmiş olmalı Bu da basitçe fazla duygusal öge bulunduran filmleri izleyemediğim anlamına geliyor
ama kendime daha çok bilim kurgu ve dram içermeyen tarih filmleri bulmaya uğraşıyorum. Şimdiye kadar ki favorim "man from earth"

Olabildiğince çok yazmaya çalışıyorum bir de bunların yanında çünkü biliyorum biraz da yapılarak öğrenilen bir iş bu ve ben baya bi boşladım buraları. Geriye baktığımda bugünlerden kalan şeyler görmek istiyorum

Çok şey değişiyor bu yaz. zamanı gelince konuşuruz hepsini

28 Haziran 2016 Salı

Güzel insan



Ürkütücü bir sakinliği var büyük şehir  sokaklarının, kendini özleten... Kalabalıkta kaybolmaya gittim bende bugün

Eski sevgiliyle buluşmaya

Şehrin şarapçıları terk ederken kaldırımları  ben selam verdim ucuz takımlarıyla boy gösteren yorgun memurlara.

Çok güzel bir insanla tanıştım ben bugün

Okuduğundan çok farklı bir iş yapan, yaşamak için kitap satan sıcacık yürekli biriyle
Nedensizce bir bardak çay teklifini kabul edip kitap tartışmayı kabul ettiğim biriyle
Sallama çayının yanında birde kitap hediye etti bana
Aliymiş adı on yıldır oradaymış dükkanı..
Kaç defa tek kelime etmeden geçmişimdir acaba o dükkanın kapısından..
Görüşürüz diyerek çıktım bu sefer çarşıdan

 Aylar sonra ilk defa karşımdaki adama göre cümlelerimi ayarlamadan konuştum bugün
Yalnız kendim olarak, Yargılanma kaygısına düşmeden
Aynı sesleri dinleyen aynı cümleleri okuyan biriyle


Mutlu oldum
Güzel insanlar var



"...öyleyse ben size hep ali diyeceğim
Hikayenin gerisi zaten çok belli.."
                                    küçük iskender
                                           

26 Haziran 2016 Pazar

BİTTİ...




Bitti.
on iyi yıl, üç dershane,çokça özel ders, bir çok deneme sınavı, ağlayarak geçirilen birkaç gece ve kalp krizine oldukça yaklaştığım altı saatten sonra bir sonraki durağın üniversite olduğunu söyleyebilirim.

 Uzun zamandır bu günü bekliyordum. Küçük bir kaç engel daha var tabi önümde tercihler falan filan işte.
Ama ne yapmak istediğimi biliyorum, psikoloji kelimesi bile beni heyecanlandırıyor, Gerçekten istediğim bir şeyle uğraşacak olmak...

Bahsetmişimdir belki daha önce, insan on sekiz olunca önündeki yolun hafiften şekillenmiş olması gerekir diye düşünürdüm hep. Gitmek istediğim yolu az çok biliyorum ben galiba, ne yapmak istediğimi ve yapabileceklerimi biliyorum.

Sancılı dört yılın ardından yüzüm yine gülebiliyor
Her insan lisede biraz cehennemi yaşıyor galiba.

Her zamankinden biraz farklı oldu sanırım bu yazı. Mutluyum, heyecanlıyım paylaşmak istedim


Yeni başlangıçlara...

24 Haziran 2016 Cuma

A day in my shoes



Geceden kalmış ürkek gözleriyle selamladı yavaş yavaş yükselen güneşi, oysa gözlerini kapatsa
iliklerine işlemiş soğuğu hissedecekti.


Eskisine son vermeden yeni güne başladı, kendisine sunacak güzel şeyleri olmasını umarak.
sakince hazırlandı.

Gün boyunca acı çekmemek için kahveden önce bir şeyler atıştırması gerektiğini biliyordu
Dolapta ne varsa işte, çok özenmedi

Anahtarlarını, cüzdanını ve telefonu kontrol etti
Merdivenlerden inerken saate hiç mi hiç aldırmayan komşularının elektrikli süpürge sesini dinledi. Kapıda birileriyle karşılaşmayı umuyordu
bir kedi, küçük bir çocuk belki

 -something to brighten her day-

 Aradığını bulamadan, çiçek kokuları içinden otobüs durağına doğru yürüdü

Bu noktada günün güzel geçeceğini biliyordu. Öyle olmasını istiyordu çünkü.

Yakın bir zamanda öğrenmişti düşünce denen şeyin önemini ve belkide evrenin işleyişine daha yeni uyanıyordu zihni.. Günü güzel yaşamaya karar verip öyle yaptı .