6 Şubat 2016 Cumartesi

Büyümek -1-




Ayakları yere basıyor, modern yaşam denilen devasa kum saatinin içinde bir aşağı bir yukarı savrulurken bile şaçlarını okşayan rüzgara selam vermeye fırsat buluyordu. Yeniliklerin getirdiği sarhoşluk ne kadar sürüyor acaba ?

Önemli bir şeylerin parçası olup olamayacağımızı ne zaman anlıyoruz? Ve neden sıradan olma fikriyle beraber geliyor bütün hayal kırıklıkları..

Kendisinden çokta büyük şeyler beklemiyor, başkalarının kendi hayatı üzerindeki beklentilerini de büyük bir ustalıkla yok sayıyordu. Hiçbir açıdan mükemmel değildi ve kendini kabullenme yolunun daha başındaydı.

Bu karma karışık ve baş döndürücü dünyada kendi ayakları üzerinde durma fikri istisnasız herkesi hazırlıksız yakalamış ve bir çoğunun kabuslarına konu olmuştur. Bilinmeyenden korkarız, alışkın olmadığımızdan...

bu yüzden farklı olanla bitmek tükenmek bilmeyen kavgamız ve anne babaların çocuklarını biraz daha diğerlerine benzetme çabası. Başlarda hayatta kalmamızı sağlayan farklı olanı dışlama alışkanlığımız hayat çizgisinde ilerledikçe bizi dış dünyadan her an biraz daha koparmaya başlıyor.
 
Gözlerini açmasıyla gerçek dünyanın  zihnindekinden çok ama çok farkı olduğunu anlaması bir oldu
şimdiye kadar mükemmel olmayanın bir tek kendisi olduğunu sanmış diğerlerini gözünde büyütmüştü. Artık dumanlı düşüncelerinde herkesi kendini tamamlamaya çalışan deniz yıldızlarına benzetiyor, her gün kalabalık kaldırımdan geçerken kimsenin "tam" olmayışına yeniden şaşırıyordu.

Tam olma macerası heyecanlı ve sancılıydı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder