9 Şubat 2016 Salı

AKLIMDAN GEÇENLER

Yaklaşık üç yıl önce nası mutlu olunca birden bire bütün yaratıcılığımı kaybettiğimi anlatan bir yazı yazmıştım. Hatta itiraf ediyorum o zamanlar beni mutlu eden tek şey bir şeyler karalamak olduğu için uzun bir süre daha iyi olmamak için özel bir çaba bile harcadım.

 Tabi sonra işer öyle bir noktaya geldi ki mutsuzluktan gözümün önünü göremez hale geldim falan onlar çok başka bi yazının konusu.

 Beni uykumdan uyandırıp bilgisayarın başına oturtansa yıllardır inandığım şeyin ne kadar yanlış olduğunu fark etmiş olmam.

 Çok uzun bir zaman için gerçekten sadece olumsuz duygularla bir şey yaratılabileceğini düşündüm ya da sadece sadece onlar değerliydi benim gözümde.

Benim üç yıl önce mutluluk sandığım şey mutsuz olmama haliymiş oysa

ne kadar ayrıntı anlattım bilmiyorum ama kısaca lise hayatımın berbata yakın geçtiğini söyleyebilirim yani demem o ki ben mutluluğun bile ne olduğunu bilmeden hissedebildiğim tek şey olana tutunup resmen mutluluktan korkup kaçmışım. Ha şimdi mutluluktan havalara mı uçuyorum hayır tabi ki.

Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu an hayatımda çok daha iyi bir yerdeyim ve mutluluğu tanıyabilecek kadar çok deneyimledim ve bilgisayarın başına oturmak içinde uzun bir süre bekledim çünkü gerçekten mutluyken buraya ne yazacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.

 İyi ya da kötü bir şeyler karalamadan sadece oturduğum yerde elimdekini de kaybedeceğimi bildiğimden ve daha illerisine gitmek istediğimden zorladım kendimi bence iyi de yaptım.

Bu blog ya da genel anlamda yazı yazma işinde çok iyi olduğumu iddia etmiyorum hatta küçükken çok daha fazla umut vaad eden bir çocuktum bu konuda ama bu işi yapmayı sevdiğimi ve zaman buldukça kendimi ve çokta olumsuz duygulara alışkın olmayan zihnimi zorlayarak bir şeyler ortaya çıkarmaya çalışıcam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder