6 Şubat 2015 Cuma

kalabalığı özlemişim

  şehrin  bunalıtici  gürültüsüyle  birlikte  yıllar  öncesinden  kalma  değersiz  ve anlamsız kesitler  gibi kaybolur tüm telaşların

   İnsanların  yüzlerini değil evrak cantalarını, topuklu ayakkabılarını,  soğuk kış günlerinde otomatik  kapılar önünde  titreyerek sigara İçişlerini, heyecanla sırt cantalarindan  cuzdanlarini  çıkarlarını  izlersin.

Aksini idda ettiğin milyon tane an gelir gözünün önüne

 Yoruldugunu,şehir hayatınınin  sana göre  olmadığını, ayak uyduramadigini söyledin, farklı insanlara aynı yerde aynı cümlelerle. şimdi yine aynı yerde arada kalmış bu kente ait olduğunu itiraf ediyorsun yalnız  kendine .

 Parlak ışıklarıyla  gözümüzü boyama  çalışan, her geçen gün büyüyen beton yığınının  insandan ve aslında senden çok bi farkının olmadığını kabul ediyorsun Aksine inanmak istemek  var olanı değiştirmiyor maalesef .

  belki de bu yaşlı gezegenin gördüğü en karmaşık ve en bencil yaratiklariz daha da kötüsü sandığımız yarısı kadar bile önemli değiliz aslında.

  Herkes kendisini merkez alan ve  komik bir şekilde umut dolu hayatlarını yaşıyor pek azımız farkedip,   bir şeyleri değiştirebiliyor

 Ama ben bugün şehirlilerin  şuursuzca  kendilerine merkez seçtiği duman yığınının  ortasında başımı  döndüren eski ve cılız sokak ışıklarında bakarken kabul ediyorum  buraya ait olduğumu ve dahada fenası  burayı ozledigimi.

  evet insanların telasli adımları arasında öylece dikilip  olan biteni izlemeyi seviyorum.

 Ankara'yı seviyorum.

 bu sefer başkaları  sevmediğinden deği.
      şehri özlemişim, kalabalığı özlemişim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder