21 Eylül 2014 Pazar

-o-

Kendinden beklemediği bir sakinlikle selamladı yeni günü. Sakin ve umursamazdı bu sabah. Uykudan önce büyük bir titizlikle topladığı saçlarını serbest bıraktı ve ifadesizce rüzgarın salladığı pencereden dışarı baktı. "Çocukların bayılacağı bir hava var dışarıda" diye düşündü..

"kardan adam yapmak için harika bir gün"

Kapının önünden ıslanmış gazetesini alıp dün akşamdan kalan bayat ve soğuk kahvesiyle mutfak masasına oturup iş ilanlarını okumaya başladı. Son bir kaç aydır işsizdi ve bu durum her geçen gün onu daha da rahatsız ediyordu. Tek geliri anne babasından kalan iki odalı evin kirasıydı o da ancak mutfak masrafını karşılıyordu. Geçen haftaki sert fırtınada çatlayan camı bile tamir ettirecek parası yoktu.

Yatak odasında sakladığı ahşap kutuyu karıştırdı. Buradaki para ona bir hafta daha yeterdi. Telaşlı adımlarla mutfaktaki ajandasına gitti. bir sonraki kiraya neredeyse üç hafta vardı.


derin bir nefes alıp banyoya gitti. Soğuk çok soğuk bir duş aldıktan sonra saçlarını annesinden kalan mavi kadife tokayla sımsıkı bağladı ve rengi solmuş ve sayısız tadilat geçirmiş montumu sırtına geçirip gazeteden not aldığı adresleri bir bir dolaştı. Sadece küçük bir marketi olan yalı bir adam dikkatle dinlemiş ve ertesi sabah gelmesini söyleyerek eline biraz para tutuşturmuştu. Yaşlı adama gülümseyip marketten cıktı. Eve gitmeden un, yumurta bir üçer tane kabak, havuç ve patates aldı.

Mutfak masasında oturarak mum ışığında ellerini ısıtmaya çalışırken çorba kasesinin yanında ki en az bir haftalık, bayat ekmeğe baktı. Yaşlı adamın verdiği paranın bir kısmı hala cebindeydi.  Eski kağıt parayı ısınmış elinde evirip çevirdikten sonra ahşap kutuya koydu.

Yaşlı adamın dükkanı sandığından daha karlı çıkmıştı.

Küçük dükkanda kendisinden başka kimse çalışmıyor ve mahallede başka yer olmadığı için dükkanın ön bahçesi bir kafe gibi çalışıyordu bu da nadiren de olsa cebine ekstradan biraz para girmesini sağlıyordu.

Kasada çalışmak, servis yapmak ve bulaşık yıkamak zor değildi ama depoya mal yerleştirme işini hiç sevmiyordu. Günün sonunda ne kadar yorulmuş olursa olsun yorgun ve sevecen ihtiyar patronu için akşam yemeği hazırlamayı asla ihmal etmiyordu

. Yaşlı adam hiçbir şey söylemiyor küçük yorgun gözleriyle teşekkür ediyordu kıza. Çalışma saatleri belli değildi ama gün ağarmadan biraz önce kalıp işe gidiyor ve havanın kararmasına yakın eve doğru yürümeye başlıyordu. Ev ile dükkan arasında ki mesafe pek de kısa değildi her gün yaklaşık  iki saati yürüyerek geçiyor ve eve mosmor ayaklarla dönüyordu ama otobüse binecek parası yoktu. henüz yoktu.

Cumartesi akşamı akşam yemeğini iştahla yedikten sonra ertesi sabah pişirmek için büyükçe bir ekmek hamuru  hazırladı. Haftalık aldığı maaşının bir kısmını yine o ahşap kutusuna koyup salondaki kanepeye gömüldü. Bu kez elinde ki gazetenin sadece bulmaca eki ile ilgileniyor küçük esnafların verdiği iş ilanlarına göz ucuyla bile bakmıyordu.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder