23 Eylül 2014 Salı

-1-





Ve kız.. evet yine o kız. Evin en karanlık odasında ilk defa güneş ışığıyla uyandı. ilk defa her anı dakika dakika planlanmış olan güne sanki hakkında hiçbir şey duymadığı bir kitabın kapağını açar gibi başladı.
Geç kalacak olmayı umursamadı. Yavaş yavaş yürüdü kaldırımdan.


Bir kerecik geç kalsa ne olurdu ki sadece bir kereliğine telaşsızca yürüse o kaldırımlardan ne olurdu? bazen o bile yetişemiyordu kendi temposuna

. Sık sık hayatının siyah beyaz olduğunu düşünürdü, renksiz olmasından çok başka bir şeydi bu. Doğrular ve yanlışların kesin sınırları vardı. Oysa kendi de biliyordu hiçbir olay ve hiçbir kişinin sadece iyi ya da sadece kötü olamayacağını.



Zaman zaman yirmi birinci yüzyılın atmosferini uyuşturucu bulanlara imrenirdi.  O biraz olsun gevşeyemezken etrafındakilerin ruhları buharlaşıyor tatlı bir sersemlikle onun duyamadığı bir şarkıya eşlik ediyor adeta  ritm tutuyorlardı.


Umursamadı. Geç kaldı o gün. Diğerlerininkini bırakıp kendi şarkısını aramaya koyuldu.

21 Eylül 2014 Pazar

-o-

Kendinden beklemediği bir sakinlikle selamladı yeni günü. Sakin ve umursamazdı bu sabah. Uykudan önce büyük bir titizlikle topladığı saçlarını serbest bıraktı ve ifadesizce rüzgarın salladığı pencereden dışarı baktı. "Çocukların bayılacağı bir hava var dışarıda" diye düşündü..

"kardan adam yapmak için harika bir gün"

Kapının önünden ıslanmış gazetesini alıp dün akşamdan kalan bayat ve soğuk kahvesiyle mutfak masasına oturup iş ilanlarını okumaya başladı. Son bir kaç aydır işsizdi ve bu durum her geçen gün onu daha da rahatsız ediyordu. Tek geliri anne babasından kalan iki odalı evin kirasıydı o da ancak mutfak masrafını karşılıyordu. Geçen haftaki sert fırtınada çatlayan camı bile tamir ettirecek parası yoktu.

Yatak odasında sakladığı ahşap kutuyu karıştırdı. Buradaki para ona bir hafta daha yeterdi. Telaşlı adımlarla mutfaktaki ajandasına gitti. bir sonraki kiraya neredeyse üç hafta vardı.


derin bir nefes alıp banyoya gitti. Soğuk çok soğuk bir duş aldıktan sonra saçlarını annesinden kalan mavi kadife tokayla sımsıkı bağladı ve rengi solmuş ve sayısız tadilat geçirmiş montumu sırtına geçirip gazeteden not aldığı adresleri bir bir dolaştı. Sadece küçük bir marketi olan yalı bir adam dikkatle dinlemiş ve ertesi sabah gelmesini söyleyerek eline biraz para tutuşturmuştu. Yaşlı adama gülümseyip marketten cıktı. Eve gitmeden un, yumurta bir üçer tane kabak, havuç ve patates aldı.

Mutfak masasında oturarak mum ışığında ellerini ısıtmaya çalışırken çorba kasesinin yanında ki en az bir haftalık, bayat ekmeğe baktı. Yaşlı adamın verdiği paranın bir kısmı hala cebindeydi.  Eski kağıt parayı ısınmış elinde evirip çevirdikten sonra ahşap kutuya koydu.

Yaşlı adamın dükkanı sandığından daha karlı çıkmıştı.

Küçük dükkanda kendisinden başka kimse çalışmıyor ve mahallede başka yer olmadığı için dükkanın ön bahçesi bir kafe gibi çalışıyordu bu da nadiren de olsa cebine ekstradan biraz para girmesini sağlıyordu.

Kasada çalışmak, servis yapmak ve bulaşık yıkamak zor değildi ama depoya mal yerleştirme işini hiç sevmiyordu. Günün sonunda ne kadar yorulmuş olursa olsun yorgun ve sevecen ihtiyar patronu için akşam yemeği hazırlamayı asla ihmal etmiyordu

. Yaşlı adam hiçbir şey söylemiyor küçük yorgun gözleriyle teşekkür ediyordu kıza. Çalışma saatleri belli değildi ama gün ağarmadan biraz önce kalıp işe gidiyor ve havanın kararmasına yakın eve doğru yürümeye başlıyordu. Ev ile dükkan arasında ki mesafe pek de kısa değildi her gün yaklaşık  iki saati yürüyerek geçiyor ve eve mosmor ayaklarla dönüyordu ama otobüse binecek parası yoktu. henüz yoktu.

Cumartesi akşamı akşam yemeğini iştahla yedikten sonra ertesi sabah pişirmek için büyükçe bir ekmek hamuru  hazırladı. Haftalık aldığı maaşının bir kısmını yine o ahşap kutusuna koyup salondaki kanepeye gömüldü. Bu kez elinde ki gazetenin sadece bulmaca eki ile ilgileniyor küçük esnafların verdiği iş ilanlarına göz ucuyla bile bakmıyordu.







Yeniden

 Pek bahsetmemiş olsam da fazlaca zorlanarak verdiğim taşınma kararının ne kadar iyi geldiğinden bahsetmek istedim size. Bir şeyleri tamamen geride bırakmak ve olayların içinden çıkıp her şeyi uzaktan seyretmek sandığımdan iyi geldi.  Yeni ev yeni oda.... sabahları gün ışığıyla uyanmak nedir unutmuştum mesela.

 Neler yapabileceğimden haberim yokmuş. Kendimi her şeyi yapabilirmiş gibi hissediyorum ve bu harika. Yeni insanlar, yeni fırsatlar ve daha net hayaller var önümde.


Durup düşünmek gerekiyormuş demek ki. Ne istediğime karar vermem gerekiyormuş.

Bana bu aşamada yardımcı olan o kadar çok kişi oldu ki.. beni ciddiye alarak adam akıllı tavsiyeler veren herkese büyük bir teşekkür borçluyum.


 Kısa zamanda çok başka hayatlar gördüm. Çok değerli insanlar tanıdım. boyumu aşan tecrübelerim, baş edemediğim sorunlarım oldu. iyi ki de oldu.



Ve artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki hiçbir pişmanlığım yok.
Daha güzel ve daha aydınlık artık her şey.

12 Eylül 2014 Cuma

uyan gel uykundan

Masadan kalkıp gitmekte bir parçası bu işin
En güvendiğin tarafından yanlış anlaşılmak ve hatta bunu kabullenmekte 
gözyaşlarını gidenlerin ardından akıttıktıktan sonra gitmekte 

Kendi hapishanenin duvarlarında ki çatlaktan dışarı göz atmaya cesaret edebilmen mesela ve sonra etrafında tek bir tuğla bile yokken güvende hissetmek. Hiçbir şeye hiç kimseye ihtiyaç duymadan. 
Yalnızlıkla iyi geçinmek.
Aynada sana sunabilecek hiçbir şeyi olmayan dağılmış yansımana sakince uzun uzun bakman

Buraya kadarmış deyip gördüğün ilk yol ayrımına sapman ya da ısrarla devam etmen. Hepsi parçası bu işin.

Kim olduğuna değil kim olacağına karar vermeden önce yazdığın bir iki cümle 
Bitmek tükenmek bilmeyen kabusların
Geri dönmeyi umduğun rüyaların


Tutkuların, korkuların, endişelerin...

 seni sen yapan daha ne varsa.Hepsi parçası yaşamanın.