20 Mart 2014 Perşembe

Alev rengi otoban

kendimden bir şey paylaşmak istemedim bu sefer, istesem de yapamazdım hem.


-Alev rengi otoban-


gurbet dediğin deplasman mıdır: gittiğin yere tanrını götüremezsin.
toprağın altına sığmaya çalışırsın, magma kıskanır seni.
sonra uzun tüneller ve tünellerde ilerleyen insanlarla ıslak

hayvanlar görürsün.
sersemlemiş, beleşe geçen hayatını kaptırdığın hislerin kadrosuna
alınmışsındır.
çift kişilik bir yatak için acı mı çekilir?
asansörlere bile beş kişiden fazla binilmezken ülke nasıl,
neden kalabalık..
bir ülkede yaşıyorum demek, aslında dünyaya, gezegene
yapılan kabalık..
yol üstünde ıssız bir yerde inersin arabadan, sertçe kapatırsın kapıyı
çizmelerin hakiki yılan derisinden, asfalta vurduğun topuklarında
yılan zehiri
o da hakiki
bir japon halk sanatıysa eğer harakiri
seni sevdiğimi ihbar ediyorum yine sana ellerimde yapış yapış ruh kiri

uzun namlulu bir gövdem var zulamdaki kurşun kaç tane saymadım
üstüne bastığım bir kirpinin dikenleri battı az önce çaktığım haplara
küçük bir hesap yaptım senden bu gecede çok fazla dolanıyor otobanda
birkaçını öldürsem hayatımda nefes alabileceğim alan çoğalacak
indiğim araba kendi gitsin, zaten beni arkadan gelen tır şoförü alacak
çizmelerim hakiki yılan derisinden, ancak engerek mi piton mu boa mı
bir o belirsiz, şimdi buranın karanlığına cep telefon numaramı vereceğim
sonra oturup yere yüzüp derimi, onu rutin kontroller için yola gereceğim
ehliyet ruhsat diye soracağım diri ile ceset arasındaki o son noktada halka
belleğimi hem sağ bileğimden hem de sol bileğimden sürate kelepçeledim
ekonomist olamayacak kadar matematisyendim babam döverken
bunu söylerdi
yattığım bütün kadınlardan hamile kaldım
yattığım bütün erkekler boşadı beni
dul doğmam bir din meselesidir, şimdi otobanda kutsal mekân
bulmak zor
ama içimdeki hangi organa kitap indi, bunu düşünmek beni yoruyor
şerit ayrımı için asfalta siyah çizgiler çekmişiz yanlışlıkla çarpan çarpana
küçük bir hesap daha yaptım senden bu gecede çok fazla dolanıyor
otobanda
hepiniz sıkı sürücüsünüz hepinizin canı için burdayım

ya çok yukarda masa kurduk üç beş melek içip içip şarkılara sızmışız sahi
ya da ezip geçmiş beni bir aşk,
şimdi
hakettiğim boktan çukurdayım



KÜÇÜK İSKENDER

6 Mart 2014 Perşembe

Sen nasıl istersen

İçimdeki öfkeye izin verdim bugün, güneşten ürkmüştü zaten...

Morarmış tırnaklarımın tek suçlusu rüzgar ve başımı döndürmeyi bir tek "düşük kan şekerim" başarabiliyor.
 belki ömrümde ilk defa doğru kararlar veriyor olmanın huzurunu yaşıyorum bende.


İstediğin kadar deş şimdi... dünümü ya da yarınımı ... ne fark eder ki..

 Sadece senin ellerin kirlenecek..

Çünkü yeryüzünde geçirdiğim şu kısacık zamanda bir şeyler ürettim ben. Bir şey yarattım.
Belki incittim birilerini ama en çok kendimi..

Yine de gerçek bir insan var karşında. Kendi doğruları, kendi yanlışları, kendi hataları ve kendi duyguları olan tam anlamıyla gerçek bir insan.

Sor istersen kim tutuşturdu eline o kitapları diye.

 Söylüyorum işte.

 Belki müthiş bir insan olamadım ama harika insanlardan öğrendim nasıl yürüneceğini.. Beni kimse yaratmadı.. Doğru yolu işaret edenler oldu o ayrı..

Ama sen istediğin kadar sahiplen bana ait saydığım ne varsa.
Ya da bir başkasının kilit taşı üzerine koy zihninde ki tüm tuğlaları

Elde ettiğin yeni bir benlik olmayacak

Anlamak yetmiyor bi başkasının kanını emerek yeni bir birey yaratılmayacağını bir de anlatmak gerekiyor.

Bugün anlatacak peri masalım yok bir daha da olmaz galiba.