27 Kasım 2013 Çarşamba

Konuştukça anlıyorsun işte.





Konuştukça anlıyorsun işte. . Tanıdığını sandığın insanin düşündüğünden çok daha farklı bir insan olduğunu.. 
neler sakladigini, neler yaşadığını... sonradan anlıyorsun. . 

  Evet şaşırdım gözlerine baktigimda.
Acıyı tanırım ben. Yada tanıdım önceden. Oysa derin bir durgunluk var senin gözlerinde. Kabullenme belki.. 
İnsanın yaşadığı olağandışı acıların gündelik yaşamının bir parçası olması da fena. 

Daha da fenası sana zor gelen her anı hak ettiğini düşünmek. Kaçmak, saklanmak için bulduğun yollarin inanılmaz eleştiri yağmurlarına tutulması.  Herkes düştüğünde sana el uzanmış ama sen hepsini geri cevirmissin gibi gereksiz bir ötekileştirme. 

Düşmen için durmadan önüne engeller cikaranlar onlar değilmiş gibi. "Birey" olma hakkını elde etmek için uyman gereken kalibin tüm ayrıntılarını elleriyle oymamislar gibi.. 
  Acının saklanması gerektiği sorgulanmadan kabul görmüş en büyük yalan belki.
Hayır!  Bir şeyden, bir olaydan dolayı acı çekiyor olmak utanılacak bir sey değildir.

Aksine "insan"olmanin bir göstergesidir. Ruhumuzun önüne ördügumuz o kalin duvarın catlamaya başladığınin kanıtıdır. 

Evet belki eskisi kadar güçlü değilsindir, gücü saklanmak ile aynı sey olarak görüyorsan tabi, ama daha cok "sen" olmussundur. Engellere takılıp düşmek duyguları,davranislari ve hatta cümleleri önceden planlanmış bir bibloya donusmekten çok daha iyidir