14 Haziran 2013 Cuma

Yazdan, tatilden, ondan bundan

Sanırım burayı baya boşlamışım. En son yazdığım yazıyı hatırlamayınca fark ettim. Bi mazeretim falan yok. Fazla yoğun bir hafta yaşıyor olmam dışında tabi.
 Sınavların ve hatta okulun olmaması beni pek etkilemiyor.

 Benim için yazın başlamasına en az iki hafta daha var gibi. Anlatacak hiçbir şeyim olmadığı için yaz planlarımdan bahsetmeyi düşünüyorum.
 Dün cebimde ki son on lirayla kağıt aldım kendime sırf yazın ufak tefek karalamalar yapmak için. Burda hiç bahsettim mi bilmiyorum ama üç ayrı günlük tutuyorum.

 Aslında pek günlük sayılmazlar çünkü  hiçbirine günü gününe yazmıyorum
. Biri bildiğimiz "sevgili günlük" çoğu zaman duygulara bile yer vermediğim - biraz paranoyakça belki ama hiçbir zaman o günlüklerin güvenli olduğunu düşünmedim.
 Herkes okusun diye bloga yazarım ama günlüğüme yazmam- sadece yıllar geçtikçe bazı şeyler hafızamdan silinmesin diye aldığım notlar diyebiliriz. Bir diğeri ise bunun ingilizce versiyonu.

Bunu yapıyor olmamın da mantıklı bir açıklaması var tabi. Şu alışıla gelmiş " anlıyorum ama konuşamıyorum" durumu yok bende. Anlıyorum, konuşuyorum, okuyorum ama bunları yaptığım kadar rahat yazamıyorum.


Sonuncusunu yılda  en fazla beş ay yazıyorum
. Dosyalanmış notlar aslında sadece yaz aylarını anlatan ama diğer ikisinden çok daha ayrıntılı olan kağıt parçaları. İşte bunlardan üçüncüsüne başladım.

Tüm Türkiye'yi gezme planım dahilinde gitmeyi planladığım üç şehir, alınacak kitaplar ve izlenecek filmler listeleri yapmakla uğraşıyorum.
Her sene yaz aylarını boş geçirmek istediğimi söylüyorum ama her seferinde bir şeyler çıkıyor. Bu yaz uğraşacak olduğum şeylerin hiç biri fazlalıkmış gibi gelmiyor

. Neden bilmiyorum ama bu sene neredeyse hiç kitap okumadım.
 Yıllardır beklediğim üçlemenin son kitabını rafta görüp almaya yeltenmedim bile. Bunun yanında izlemeyeceğim kadar çok dizi- film izledim.
 Bunları da dengelemem gerekiyordu.

 Koskoca üç ayı Ankara'da geçirmeyi düşünmüyorum tabi ki ama bir kaç nedenden ötürü deniz kum güneş üçlüsüyle buluşabilme ihtimalim de baya düşük.
Hedef kültür tatili anlayacağınız. Oysa benim mavi yolculuk hayallerim vardi..

 Ve deli gibi almak istediğim halde Ankara da bulamadığım - büyük ihtimalle Türkiye'de de bulamayacağım- iki albüm var
." Didn't it rain " ve" Let them talk" Bunları almak gibi de ütopik bir hayalim var.

Blogun son halini görmeden önce farklı bir temaya sahip bir blog daha açmak gibi bir düşüncem de vardı ama    fazla bir şey yapmadan deli gibi yorulduğum bu yıl bile tek blog beni bu kadar zorladıysa başka bir blogu kaldırabileceğimi hiç sanmıyorum -uzun bi süre yazmaya devam edip etmemekle ilgili düşündüm ki sizinde görebildiğiniz gibi pek bir şey yazamıyorum ve bunun tek sebebinin "mutlu" olmam olması da fazla ironik-     Sahipleriyle konuşmak istediğim bir kaç blog da okumaya başladım şu sıralar.

Hatta takip edilebilecek blog önerileri ile ilgili bir şeyler yazmayı da düşünüyorum. Böyle işte. İşe yarar hiçbir şey yapmayarak çok şey yapmaya çalışıyorum.

En zoru bu hafta sonu  olacak, şans dileyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder