18 Haziran 2013 Salı

Sen festival filmleri çekersin ama..

En Çok satan kitaplar, gişe rekorları kıran filmler...
Tabi ki hayatım kızların mağaza kabinlerinde birbirleri hakkında amansız gerçekleri öğrendiği bir romantik komedi değil ama en çok ilgi gören filmlerin konusunu da biliyorum.

Söyle söyleyeyim sahibi olduğunuz projenin dikkat çekmesi için esas oğlanımızın hafif kaçık, zeki, ukala ve duygusal açıdan hasarlı olması gerekiyor ve esas kızımız da saf salak yaşça biraz daha küçük kaderin sillesini yemiş olmaktan baya bir uzak kendini bulduğu her hasarlı adamı düzeltmeye adamış sevimli bir şey olmalı.
Filmimizi ya da kitabımızı işte her neyse, söyle devam ettiriyoruz.

 Bu saf salak kızımız önceden bir sosyal hayatta "abı" akademik açıdan bir "usta" olarak gördüğü bu adamın - tamamen tesadüfi bir şekilde- karanlık bir tarafı olduğunu fark ediyor. Yanlışlıkla ona gelen mektubu mu açıyor, aniden telefonunu ofiste unuttuğunu fark edip geri döndüğünde adamı kapalı kapılar ardında ağlarken mi görüyor orasını bilmiyorum ama anlıyor iste bu adamda bir şeyler olduğunu.
İzleyicilerin zerre bir şey anlamadığı mahmur bakışlarla evine dönüyor
.
Sonra fırsatını bulduğu anda adamı savunuyor adam hala ukala ukala konuşuyor. Sonra arada bir esas oğlanın hayatına göz atıyoruz burada film iki yöne doğru akabilir, ya adam gerçekten bir pisliğin tekidir ki bunu anladığımız noktadan sonra filmin geri kalanında hayata pembe gözlüklerle bakan kızımızın göz yaşlarını izleriz ya da esas oğlanımızın bu alaycı tavrını altında süt dökmüş bir kedi vardır.

 Az biraz sosyopat çekilmez ve inatçı biridir kendisi. Bana sorarsanız her alanda yetenekli ve zeki olmanın bir dezavantajıdır bu. Biraz da yaşıyla alakalı olarak daha yavaş yaşamaktadır hayatı.



Bir işi vardır bir de vazgeçemeyeceği bir hobisi ki genelde müziktir bu.

 Evet ilk altmış dakika boyunca bu iki karakterin hayatlarından kesitler izliyoruz işte. Adamın yaşamının katlanılmazlığı yanında küçük kızın sararıp soluşuna da bir göz atıyoruz. yine burda karşımıza iki yol çıkıyor.

 Ya esas oğlan kızımızı fark edecek hayatının geri kalanına etrafa gülücükler dağıtarak, mutlu bir şekilde devam edecek ya da - ki bu daha muhtemel ve gerçekçi olacak-  Bu sefer esas oğlan alacak kızımızı karşısına ve kendisine bu ilginin gerçek nedenini anlatacak. Buradan sonra da kızımızın kendi hayatında ki boşlukları dolduruşunu izlerken baş rolün başından beri o olduğunu anlayıp şaşıracağız. Böyle olacak işte.

Hep böyle olur zaten..

Ama üzülmeyin bende bir gençlik filmi karakteri olsam esas oğlanın ortam meraklısı kardeşinin torbacısı olurdum herhalde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder