17 Mayıs 2013 Cuma

Kan bağlar mı?

- Hayır hayır. Anlatamadım sanırım buna Her gün gazete aldığın adam işi bırakmış gibi. Aa gelmeyecek mı ? Tamam. Diyemezsin. "Gitti." Dedim.

-gitmiş iste. Hakkında konuşuyor olmam ayrıcalığını da yanında götürmüş. Sen ne söylememi bekliyordun? Gitmiş diye yas mı tutmamı mı?

-Sanki başka bir şey beklemem gerekiyormuş gibi konuşuyorsun. Kimin gittiğinin farkındasın değil mi? Onun sana, bana ve su koltukta oturan adama neler ifade ettiğini düşündün mü hiç?!

-Sesini yükseltme.. sizi bilmem ama bana pek bir şey ifade etmediği çok acık

-Sanırım buna nankörlük dışında bir şey diyemiyorum

-Asıl.. sana nasıl bu kadar çok şey ifade edebiliyor ben ona şaşırıyorum?  En son ne zaman oturup doğru düzgün konuştuğunuzu hatırlıyor musun ?

-Onun benim için yaptıklarını görmek konusunda senin kadar kör değilimdir belki?

-Kesinlikle! senin için yaptıkları.

- Gerçekten çok abartıyorsun.

- Üzülmüyorum ve hatta umursamıyorum, ne hissettiğime de karışamazsın ya.

- Tabi kimim ki, "kardeş" kelimesi sana en son ne zaman bir anlam ifade etti merak ediyorum. Oturup ağlamanı ya da dönmesi için ikna etmeye çalışmanı falan da beklemiyorum zaten. sadece biraz  endişeli görün lütfen. Benimle onu aramaya gelir misin?

-Birini sırf aramızda kan bağı var diye "sevmek" fikrini reddetmek beni gerçekten pisliğin teki mi yapıyor? Bence onu kendin arayabilirsin beni görünce sevinmeyeceğine eminim. 

"Hiçbir şey hakkında"

İnanların aklına "yeni bir hayat" deyince yeni hedefler, yeni insanlar falan gelir ben önceden belirlenmiş tüm hedeflerimi yıkıp, kariyer planımı yerle bir edip etmemek konusunda kararsız kaldığım için bu değişikliği görüntüm de yapıyorum.

Sanırım her şey ters gitmeye başladığında insanın yaptığı şey bu.
Her şey içinden çıkılamayacak kadar karmaşık haller almaya başlamışken hala bir şeyleri yönetip, değiştirebildiğimizi kendimize kanıtlama çabası. 
Hayır. Tabii ki kendimden çok umutlu değilim. Sadece biraz otorite boşluğu yaşıyorum sanırım. bir ay önce "senin için doğru olan bu." iken birden "hayat senin hayatın" oldu.

Belki hatırlarsınız. Sekiz ay falan önceydi sanırım. Hayatımı değiştirecek bir yıl istemiştim. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama bu yılın diğerlerine benzemediği apaçık ortada...

"Gidişin bile güzeldi" gerçek bir vedaydı, söylemiştim ama  "aynı şehrin havasını bile soluyamayacağım adama yürekten teşekkür mü etmem gerek"  cümlesinin geçerliliğini yitireceği gelmemişti aklıma.

Gerçi birini sırf yürüdüğü yollarda yürüyecek, yaşadığı şehirde nefes alacak olduğum için heyecanlanacak kadar çok sevebileceğimi de düşünmemiştim.

 Ve tabi birinin bana yapamadığımı düşündüğüm şeyler için yol gösterebileceği hayatımı baştan aşağı değiştireceğini düşündüğüm iki haftayı yaşamama sebep olacağı da gelmemişti aklıma.

Yine ve tekrar tekrar teşekkür ederim ama veda yok bir daha.


"Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek?
Gerçekten kırıyorsun beni"