2 Ocak 2013 Çarşamba

sesszilikten

Nefret ediyorum sesizlikten çünkü ben sustuğum zaman ya çok ağlıyacak oluyorum yada çok sevecek ve ben çok ağladığım zaman çözüm yolu kalmamış oluyor.Çok sevdiğim zaman da sevmekten ötesini yapamıyorum zaten. Bazen benim için  hiç bir şey yapmamış insanları seviyorum hatta yeni tanıştıklarımı. Önceden kızardım kendime yapma derdim, sevme! şimdi biraz daha farklı düşünüyorum eskisinden.
Yakın sayılabilecek bir zaman da "ne değil neden yaptığını düşün" demişti arkadaşım bile sayılamayacak biri.
Neden sever ki insan?  neden değer verir? yeni tanıştığı ya da kırk yıllık tanıdığı olmasının bir önemi var mıdır gerçekten?

Bizim bu sonu gelmeyen sorularımıza ve bitmek tükenmek bilmeyen düşüncelerimize rağmen kalbimizin birine değer verirken bu kadar düşündüğünü bunu bir neden sonucunda yaptığını hiç sanmıyorum.
Her şey susarken oluyor işte. Biri sizi susturduğun da kelimelerinizi düzene sokup düşüncelerinizin girdabından  kurtardığında oluyor her şey. ya o karışık dünyadan kurtulup yeni bir dünyanın kapılarını açıyorsunuz

kendinize ya da susup birinin gidişini izliyorsunuz öyle şeyler dinliyorsunuz ki onları sindirip cevap vermek dünyanın en zor işiymiş gibi geliyor yalnızlığı seçiyorsunuz bu sefer yine sessizlik kelimeler taşıyor bu sefer, konuşmak, bir şeyler üretmek, kendinizi birilerine anlatmak için can atıyorsunuz size susmak düşüyor sadece . Bu yüzden sessizliği hiç ama hiç sevmiyorum ben susan insan kızmıştır çünkü, sevmiştir,korkmuştur, üzülmüştür, yorgundur.

 ve bu yüzden susmayı da sevmem ben kim giderse gitsin ne kadar üzülürsem üzüleyim yine de söyleyecek bir kaç kelimem olmalı. İnsanlar susuyuyorsa mutluluktan susmalı ve o zamanda yüzünde basit ama yürekten bir gülümseme olmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder