4 Ekim 2012 Perşembe

"Dibine kadar mutlu olmak" olayını yaşıyorum ben

Gerçekten uğraştım bu sefer, eskiye biraz daha yakın yazabilmek için. Ama inanın daha zor şimdi. Dilediğiniz her şarkıda gülümserken aklınıza hüzünlü bir şey gelmesi pek olası değil zaten. Yine de bir şeyler karalamaya çalışıyorum işte.
                                                                        -o-


Her şeyden bu kadar çabuk vazgeçebiliyor olman hayret uyandırıcı tabi. Keşke vazgetiğin ben olmasaydım yada bir nedeni olsaydı. Benim gibi olabiliyor olman fikrin güzeldi de sen olma fikri korkuttu beni.

Ve şaşıracaksın belki üzülmedim ben. İlk defa biri gittiğinde üzülemedim kızdım onun yerine. Bam başka insanların hatasının cezasını çekmek zorunda bırakıldığım için kızdım. Sana da kızdım. Vazgeçmek bu kadar kolay olmamalıydı mesela. Gelişinin bir nedeni olmasa nedensiz gidişinde neden aramazdım zaten. Ama bir nedenin vardı senin. Sürekli yok saydığın, yokmuş gibi davrandığın benim bile varlığından zaman zaman şüphe ettiğim bir neden. Biraz fazlasını bekledin sanırım. İstediğin ne varsa bilmemi. Sen her şeyi bildiğin içindi belki. Özür mü dilemem gerek senden?

                                                                -o-



Bu kadar işte. Hayal gücü de bir yere kadar işe yarıyor. Hayali insanlar yaratıp hüzünlerini yazmak.. Bunu yapamaya çalışabileceğimi düşünmezdim. Yapamayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Eskisi gibi bir şeyler yazmayı üzüntüden kahrolacağım" güne kadar askıya alıyorum. Gittiği yere kadar böyle devam etmeye karar verdim yani. Haftanın en ilginç olayına gelirsek, "Mavi dondurma"  sonbaharda olduğumuzun ben de farkındayım belki bi çoğunuz biliyorsunuzdur ama yeni fark ettim ben böyle bir şeyin olduğunu adı "gökyüzü mavi" neli olduğunu sormadım maalesef ama bana sorarsanız asprinliydi. Kötü olduğunu söylemiyorum hatta güzel sayılabilirdi. Pudra şekerli olduğunu idda eden arkadaşlarım da oldu.  Hala tüm zamanların en iyi dondurması "Naneli dondurma" tabi. Üşenmedim yolun ortasında resim çektim.

Bir de bahsettim mi hatırlamıyorum  ama cumartesi gün ki sınavın sonuçlarını bekliyorum heyecanla.
 Kağıdı teslim ederken hocanın bakışı pek iç açıcı değildi maalesef..

Bu kadar mı derseniz, bu hafta bu kadar.

Bu arada yine -mutluyum- ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder