29 Ağustos 2012 Çarşamba

Mutluluğu yazmak çok daha zor..

İnsanların değişebileceğine inandığım söylenemez.
Bu yüzden bir şeyleri değiştirmek istediğimde işe etrafımda ki insanlardan başlarım. Bana iyi gelmeyenlerden.
Ve tam şu an her şeyin değiştiğini hissedebiliyorum.
Bahsetmiştim, bazılarını kendimden uzaklaştırıp kendi kendime yarattığım yalnızlıkta nasıl kaybolduğumdan.

Doğru olanmış.
Herkesin yeni insanlara ihtiyacı olur. Doğru zamanda doğru kararı verdiğim nadir olaylardan biri işte.
Pek sık hissetmiyorum "saf mutluluğu" ve mutluluğu yazamadığımdan da bahsetmiş olmam gerek.

Uzun zaman önce değil kendime " ne kadar iyi olabilir ya da ne kadar kötü?" diye sormuştum. En iyinin bile yetmeyeceğini ve en kötünün bile çok acıtmayacağını kendime kanıtlamak için sorduğum bir soruydu. Kimsenin hayatını değiştiremediğimi ve birinin hayatımı değiştiremeyeceğini düşündüğüm, tüm hayallerimden vazgecmek üzere olduğum bi zamandı. "iyi" olmayı hak etmediğimi düşündüm çünkü yeterince şey başarmamıştım bunun için.

Etrafımdakilere baktım sadece. Mutlu numarası yapanlar vardı tabi. her yerde vardır onlardan. Bir de deli gibi mutluluktan kaçanlar. Mutluluktan korkanlar..
Bazen hayatınızda size "mutlu olmanı istiyorum" diye bağırıp kendinize gelmenizi sağlayan birini istiyorsunuz bazende öyle biri olmadığı için şükrediyorsunuz.

Çünkü biri benim mutlu olmamı isteseydi. Mutlu numarası yapanlardan biri olurdum. 

Belki hala yeterince şey başarmadım, hala beni üzen birinin iyi olmasını isteyecek kadar  yüce gönüllü de değilim.

Ama mutluyum.
ve bunu bir kaç satır karalamaya ve bazı şarkılara borçluyum.


23 Ağustos 2012 Perşembe

Düşündüm de

yavaşa kulaklıklanı çıkardı kız.
İnsanlara bağlandığı olmuştu, şarkıları rehber edinmişliği vardı, herkes gibi okumaktan bıkmadığı şiirleri de vardı.
Ama ilk defa bir başkasının cümlelerini okuyan bi hayal ürününe böylesine bağlanmamış,böyle benimsememişti hiçbir şeyi.

ulaşabileceği şeylere değer vermeye çalışmıştı bu güne kadar. Sahip olabileceği şeylere..
peki bir başkasının düşüncesini nasıl sahip olunabilirdi?
Normal bir düşünce değildi bu.

Onu yaratan kişi gibi düşünmesini sağlayacak kadar güçlü 
Rüyalarına girebilecek kadar derin bi düşünceydi.

Buna bir son vermesi gerektiğini düşündü, hemen ardından da rüyalarını..
Dünyanın dört bir yanına ulaşmış bir düşünce olduğunu biliyordu ama onun kadar benimseyenin olup olmadığını da merak ediyordu.

Gözlerini kapattı "hayatında vazgeçilmez olan eksik olanın yerini doldurandır"
Hayatında eksik bir şey olduğunu düşünmüyordu ki.
Çünkü değişmişti.
Hayatına bir düşünce girmemişti.
Hayatı bir düşünce olmuştu bir anda.

Son verilmesi gerekmeyen bi bağlılık olduğuna karar verdi. Nasıl olsa bir sabah tamamen farklı bir düşünceye odaklanacaktı.
Kim bilir belki bir gün dünyanın benimseyeceği bi karakter ve düşünce yaratacaktı uyandığında.



18 Ağustos 2012 Cumartesi

Merhaba demek gerek artık.

Bir "merhaba" demenin zamanı geldi sanırım. Verdiğim aranın süresi biteli çok oldu biliyorum.
Sadece..
Aslında sorun şu.
Hep bahsettiğim şu "yalnızlık" saçmalıkları.
Doğruyu söylemek gerekirse gerçekten yalnız hissediyorum. Bunun hakkında yazmak istemememin sebebi ise bunu kendim yapmış olmam.
Saçma insanların varlığındansa yalnız olmak daha mantıklı tabi. Sadece biraz ağır geliyor.

Bazı insanlar korkularından kaçmak için uyumayı seçerler, ben uyku yerine filimleri, dizileri ve kitapları seçiyorum. Ve evet korkuyorum.
Şu gelecek dedikleri şey insana umuttan çok korku veriyor çünkü.

Artık iyi olacağına inanmak istemiyorum. iyi olacağını bilmek istiyorum.
Uzun süreli mutsuzluğun nedeninin mutlu olmaktan korkmak olduğunu bilecek kadar kişisel gelişim kitabı da okudum tabi.

İşin garip tarafı nedensiz  bi umut olması içimde.
İyi insanlar tanımış olmam.
Daha da garip olan, iyi biri olduğuma inanmam.
Bilmek isterseniz diye yazıyorum, artık o kadar çok film izlemiyorum. Korkulacak bir şey varsa hakkında düşünmek daha mantıklı.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

İnanmak istedim.

İnanmak istedim ben.
Bu gün inanmak istedim sizin inandığınıza.
Sizin gerçeğiniz de yaşamak istedim.
Sizin masallarınıza inanmak...

Bu gün yalvardım tanrıya.
Yanımda olması için yalvardım.
Gözlerimi kapatıp yalnız olmadığımı hissetmeyi diledim.
Gözlerimi açtığımda ne deniz de ki balıklar uğurladı beni kendimi yabancı hissettiğim bu şehirden ne de bir kuş sürüsü gördüm gökyüzünde beni selamlayan.

İliklerime kadar hissettim yalnızlığı.
Kendi denizimde boğuldum, kendi rüzgarımla uçtum bu gün.
Kendi duygularımın yarattığı dalgaları izledim.
Konuşmadım kimseyle, yazmak gelmedi içimden.
Saklamak istedim, kimse bilmesin istedim.
Biliyor musun, ilk defa korktum ben! İlk defa böylesine derin hissettim yalnızlığı, korkuyu, yorgunluğu.

Ama tekrar söz verdim kendime. "o" insanlardan olmayacağım dedim.