29 Haziran 2012 Cuma

Yanlışsın her şeyinle Yanlış

Umursamaz tavırların var senin, bıkmış bakışların, her şeyi bildiğini kast eden sinir bozucu cümlelerin, haykırışların var senin. "kimse anlamıyor beni" diye haykırıyorsun.

Etrafında seni seven, sana değer veren insanların olmamasına hiddetleniyorsun.
Yalnızlığını düşünüp neden bulamıyorsun bu gün yaşadıklarına.

Etrafında olup bitenleri bildiğini sanıyorsun ama hiçbir şeyden haberin yok.
Sen hissetmiyorsun dinlediğin şarkıları, okuduğun şiirleri.

O cümleler kirleniyor senin azında.  Harika insanların harika cümlelerini kirli ruhunla berbat ediyorsun.

İyiliği, iyi insanları haketmiyorsun

. şimdi seni hakkında bunları yazacak kadar iyi tanımadığımı, neler çektiğini bilmediğimi düşünüyorsun. Kim bilir doğrudur belki de!

ama şu an ne sen ne yaşadıkların ne de hissettiklerin umrumda değil.
yine bir harika insanın dediği gibi "bana acı acı hatıran lazım"


(bir değil bir kaç kişiye yazılmış bir yazıdır)

27 Haziran 2012 Çarşamba

Özledim.

Shakespeare bile ölen birinin ardından "o öldü" demekle yetinmisken sana duydugum özlemi anlatmak icin fazla caba harcamama gerek yok sanırım.

Sadece özledim... Ve öldürdüm seni. İcimdeki kayboluşunun bir hayli kanlı olduğunu bilmek istersin sanırım.

"unutmak" senin gibi birine yapılabilecek en büyük kötülük olurdu herhalde. Sen herhangi bir sey yapmamış da olsan. Kafamdaki "sen" i unutmak pek düzgün bir hareket olmazdı.

Hayatım boyunca ruhumda ki "intikam" duygusunu ilk defa alevlendirmis bir insanı yok etmenin daha iyi bir yolu olamazdı sanırım.

Belki bilmek istersin, yasını bile tutmadım.

22 Haziran 2012 Cuma

Salıncakta sallanmak..

Uzun zaman olmuştu salıncakta sallanmayalı. On yıl kadar..
Zaten çok korkarım salıncaktan.
Bu gün sallandım..
Uzun zaman önce bıraktığım "tasasız" olma durumuna kavuştum tekrar.


Hep çok saçma gelmişti bana çocuk parkları bu güne kadar.
Bu gün anladım hiç bir zaman gerçek bir çocuk olmadığımı.

Salıncakta sallanmak göründüğü gibi sıradan bir eylem değilmiş çünkü.
Sallanırken dertleri dökülürmüş insanın. Gökyüzüyle beraber  hayallerine de yaklaşırmış.

Yüzünde hissettiğin rüzgar, gemi rüzgarından bile daha özgür hissettirirmiş ona.

Ayaklarının altında ki bir avuç toprak değil bütün dünyası olurmuş birden bire.

"çocukluğu" öğrenirmiş.

Ben hiç çocuk olmamışım mesela benim hep halletmem gereken meselelerim olmuş bez bebeklerim yerine..

Ben sevmemişim salıncakları, kaydırakları..
sevememişim.

11 Haziran 2012 Pazartesi

bana biraz gülümser misin?

iyi davran bana!
iyi değilim zaten.
otur konuşalım biraz
yüzüme bak uzaklardan geldim
Tozlu yollardan düşerek geldim
kaldır başını yüzüme bak.

"Üzgünüm" deme bir daha, biliyorum üzgünsün öyle olmalısın çünkü.
ben de üzüldüm. Senin yüzünden.
Şimdi sil gözyaşlarını, yaşadıklarım yaşattıklarının yanında göz yaşların sahte kalıyor çünkü.
Sen, beni tekrar tanrıya inandırabilir misin?



"Haklısın" da deme bana! neden haklıyım açıklama. Biliyorum, tahmin ettiğinden çok daha fazlasını. tanıyorum seni.
Hani kimsenin seni bilmediğini, tanımadığını düşünüyorsun ya, tanıyorum ben.
Uğraştım çünkü..

Bak, kalbim paramparça ama yine sana geldim.
bu yüzden anlatmak zorundasın bana.

Şimdi beni biraz sevebilir misin?

10 Haziran 2012 Pazar

Bana bir şarkı söyle, yolumuz uzun.

Hadi o Hic görmediğim ellerini salla benim icin. Yakında olduğunu anlayayım.

Hadi "merhaba" de bana daha once Hic duymadığım sesin ve mükemmel tonlamla.

Belki Hic görmediğim ellerinde benim icin bir seyler vardır ha ne dersin ?

Ve gözyaşlarını görmek istiyorum senin. İlk defa karşılaştığım gözlerde "hüznü" yasamak istiyorum. Savunmanız kalmanı karşımda.. Karsında savunmanız kalabilmek icin..

Ve el salla bana.. Seni bekliyorum çünkü.

8 Haziran 2012 Cuma

Bitti, bitemez dediğimiz masallar

Bitti. evet beraber uzun yıllar geçirdik ve şimdi birbirimize sıkı bağlarla bağlıyken yürüdüğümüz yolda önemli bir yol ayrımındayız. Henüz kimin hangi yöne gideceği belli değil heyecanlıyız hepimiz. Yarın belki hayatımızın en zor iki saatini geçirdikten sonra fark edeceğiz beraber olduğumuz günlerin kıymetini.

Herkes geleceğin belirsizliğinde kendini kaybederken ve dökülürken gözlerden " ayrılık" gözyaşları bir şey unutuluyor, bizler zaten yalnız gelmiştik bu dünyaya ve elbet yalnız kalacaktık bir gün.

Hayatımın üç yılında farklı düşünce yapılarına sahip bir sürü insan tanıdım bazıları hayatımı zorlaştırırken bazıları "hayatım" oldu.

Öyle yada böyle hepiniz değerlisiniz.
"son" a alışamadığımdan daha bu kadar geliyor kalemimden yoksa sizlerde biliyorsunuz bir iki cümleye sığdırılamayacak kadar özeldi birlikte olduğumuz zamanlar.

Özleyeceğim, sizi, yaşadıklarımızı, okulumuzu ve kampüsümüzü..
hepinize hayatınızın geri kalanında başarılar diliyorum.
yarın zor bir gün olacak.

7 Haziran 2012 Perşembe

acı çekene saygı

Biliyor musun düşünmüyorum pek.
Çünkü acı gereklidir bazen, saçma gelecek belki ama sen gelip geçmeseydin yanı acımasaydı canım yazamadım bu kadar.
Her şeyi unutuşum olamazdın.
Acıyla bakan gözler görmezdim aynada.
Acı büyütür, acı olgunlaştırır.
Acı yarın dönüp şimdi yaşadığım bu güne gülmem için güç verir verir bana.
Hüzünün olmadığı bir dünyayı düşüne biliyor musun? o öldürücü şiirsizliği alabiliyor mu aklın?
Sen içinde gözyaşı olmayan şarkı dinledin mi hiç?
Evet acıyor canım, cok acıyor hatta ama gülebiliyorum belki alıştığımdan bilmiyorum ama normal geliyor.
düşündükçe hak veriyorum hem sana hem Cesar Mendoza' ya.
Çünkü;


kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığımda ruhum,
intihar edeceğim ben de
denenmemiş bir yolla.

4 Haziran 2012 Pazartesi

yazacak çok şeyim var ama düşüncelerimi toparlayamıyorum köşesine hoş geldiniz

Bu aralar günlerin nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Zaten sürekli birileri bağırıyor bana. Öğretmenler, arkadaşlar ve hatta gereksiz bir şekilde sekreterler..

Hoşlanmadığım onca insanla her gün yedi saat aynı ortamda olmak, sınava bu kadar az bir süre kalmış olması yeterince zor değilmiş gibi saçma sapan insanların kaprisini çekiyorum. 

Stresin tek iyi tarafı insanların  gerçek yüzlerini ve ilgi alanlarını görebiliyor olmanız, ve şu dönem gösteriyor ki etrafımda fazlasıyla gereksiz bir sürü insan var.

Neyse ki  bir çok "düzgün" arkadaşım var olanları daha katlanılabilir bir hale getiriyorlar.

Birde, arada bir yazılarımı kime yazdığımdan bahsediyordum ya, bir arkadaşa verilebilecek en yüksek değeri verip sırf benden daha "eğlenceli" diye birine tercih edildikten sonra - ben nedenin bu olduğunu düşünüyorum- o insanla arkadaşlığımdan selamlaşmama kadar her şeyi kesmeye karar verdim. Bu sefer düşüncelerimi ve duygularımı anlatmak için derin anlamlar taşıyan devrik cümlelere ihtiyaç duymuyorum. Çünkü -en azından bu konuda- düşüncelerim çok net. Ben birine hayatımda kimseye güvenmediğim kadar güveniyor, onunla kimseyle ilgilenmediğim gibi ilgileniyorsam, sırf yıl içinde ona ayrılmış özel bir gün diye kimseye yapmadığımı yapıp onun için iki satır yazı karalıyorsam o kişi özeldir.

 Yanında sadece "eğlenilmeyecek" ağlanacak, hatta omzunda ağlanacak kadar özeldir. Ama o ben iyi olsun diye elimden gelen her şeyi yapıyorken inatla benim dışımda herkese gülücükler dağıtıyorsa, ben diğer arkadaşlarımdan ailemden çaldığım zamanı ona ayırmak için zaman yaratmaya çalışıyorken o bir başkasının yanında "eğlenmeyi" tercih ediyorsa kendi bilir. Ben uğraştım, kimse için uğraşmadığım kadar uğraştım belki.. Çok düşündüm kötü bir arkadaş olup olmadığımı ama karar verdim. Kesinlikle kötü bir arkadaş değilim. Tabi ki bu yazılarıma ara vereceğim anlamına gelmiyor sadece aynı kişi için yazmayacağım bundan sonra.