1 Nisan 2012 Pazar

Kahramanım olur musun?

Kırmızı banklardan birine oturdu kız. İnsanlar hızlı adımlarla geçip giderken önünden, rüzgar dağıtırken dalgalı saçlarını, yeni kararlar aldı.


Hiç bir zaman bir oyuncunun alkışlanırken hissettiklerini anlayamayacaktı ve kimse ünlü bir ressamın tablosuna bakar gibi bakmayacaktı gözlerine  biliyordu bunları ama bu gün hayat yüzüne vurmuştu ne kadar değersiz olduğunu.


Gözlerini kapattı göz yaşlarını saklamak için. Rüzgara direndi daha fazla ağlamamak için..
Biliyordu bir süre dokunamazdı kağıtlara çünkü o da herkes gibi biri için yazmıştı ve yazdığı insan gülümsemişti yazdıklarını okuyunca ve sormuştu "kime yazdın?" 


Biliyordu kalbinin fazla yıprandığını ve çağırdığında yardımına koşacak kimsenin kalmadığını etrafında. Yaslanabileceği bir omuz yoktu... Ağlamak yoktu artık..


Oysa şimdi en çok ihtiyacı olan birinin omzuna yaslanıp ağlamaktı.


Bir kahramana ihtiyacı vardı. Elini tutabilecek, onu kendi gözyaşlarından kurtarabilecek bir kahramana. Ama biliyordu o kahramanın hiç gelmeyeceğini  ve gelmeyecek birini beklemek acı demekti, acıya dayanmazdı artık kalbi.


Emindi tekrar deneyecekti hayatı sevmeyi ve hatta birilerine güvenmeyi.


 Kendini hayatın dışında bırakmış insanlardan olmayacaktı o. 


Parçalanmayacak ve korkmayacaktı. 
Ağlamak yoktu artık, gülmek vardı, gülümsemek vardı hayata..zorluklara..


Oysa şimdi en çok ihtiyacı olan birinin omzuna yaslanıp ağlamaktı.


Ayağa kalktı kız, sildi göz yaşlarını...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder