28 Şubat 2012 Salı

Yalnız Denizci Can Bonomo

Eurovision şarkımızı dinlemeyen kaldı mı bilmiyorum, ama şarkı budur bilene bilmeyene...



Daha ortada şarkı yokken sanatçıyı eleştirenler vardı. 

Tabi bu eleştiriler şarkı ortaya çıktıktan sonra kesilmedi . Farklı oluşu yadırgandı, sesi beğenilmedi, hatta olay abartılıp dini açılardan değerlendirilmeye başlandı. Yahudi diye beğenmediler. Bunu yapanlar kimdi? Müslümanlar, hoşgörü dininin mensupları. Yahudi deyip yabancı muamelesi yaptılar. 


Hadi şarkının kötü olduğunu FARZ EDELİM yine de bu adam TÜRK ve senin ülkeni temsil edecek.
Arkasında dur destek ol.

Hadise Belçika vatandaşıydı ama ona yapılmadı bu muamele

Şarkıda dilin çok basit kullanıldığını da söylediler ki bunu söyleyenler şarkının adını çevirebilecek İngilizce'ye sahip olmayanlardı.

 İster milliyetçilikten kaynaklandığını düşünün ister başka bir şeyden ben beğendim şarkıyı çünkü bizden çünkü özgün çünkü özgür...

O  sahnede ki rahatlık taktir edilesi...
Ses zaten harika..
Sözler uyumlu..
Ve sana güveniyoruz  Can.
Sesine, duruşuna, şarkına, müziğe dört elle sarılmışlığına...
Güveniyoruz sana.

23 Şubat 2012 Perşembe

T-shirt yaparken

Heykelden sonra bunu yapmaya başladık henüz Hic biri tamamlanmadı ama eğleniyoruz. Cin Ali'li olan benim dört kisi beraber yapıyoruz :D

20 Şubat 2012 Pazartesi

Kayboluş

Kitaba başladığımda ilgimi çeken tek yönü ana karakter olan Elizabeth'in çocukluğuydu.

Basit bir hastalığı konu alan bir kitabın ilginç olmasını beklememiştim çünkü.

Akıcı ve ilerledikçe merak uyandıran bir kitap. Okurken sürekli filminin olması gerektiği düşüncesi vardı aklımda.

Ve her Ken Grımwood kitabında oldugu gibi sonunu iki kez okumam gerekti.

Aslında yazarın kitaplarında kullandığı konular birbirine yakın olsada okunmasını tavsiye edeceğim kitaplardandir.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Bazen

Bazen inanıyorsun insanlara sırf inanmak istediğin icin.

Güveniyorsun sadece onu seçtiğin icin.

Aslında nasıl biri oldugu umrunda olmuyor o zaman tek düşündüğün yaslanacak bir omuz, ve birinin seni dinlemesi oluyor.

Sonradan anlıyorsun her susan dinlemiyor...

Cok deger verip karşılığını bekliyorsun.
Sonradan anlıyorsun değmeyecek birine deger veriyor,senin yaptığın hayatiyi yapıyor.

Sen vazgeçmek istiyorsun önce sonra "onsuz yapamam" diyorsun. Yaparsın ama bilmiyorsun.

Kendini hafife alıyorsun, gücünün farkına varman zaman alıyor.

Sana güvenirse mutlu olursun gibi geliyor. Ama o sana güvenmiyor..

Sen hayatında ki herkesi siliyorsun o bir baskasını sana tercih ediyor bide utanmadan "umrumdasın" diyor.

Sen her seyin farkına vardigin da canin yanmış oluyor.. Eskisine göre yalnız ama daha güçlü oluyorsun...

Bazen hayat sana oyun oynuyor..

15 Şubat 2012 Çarşamba

Duyuru

Biliyorum uzun zamadır yeni seyler yayınlamıyorum ama bir sebebi var tabi ki. Bir süredir uzun bir hikaye yazmak istiyordum ve aradığım ortamı oluşturduğum icin yazmaya başladım. Henüz taslak durumunda oldugu icin yayınlamıyorum ama hikaye olgunlaşmaya başlayıp olaylar oturduğunda bölümler halinde yayınlamayı dusunuyorum. Bu süre içerisinde bana ulaşmak isteyenler kalemmavi@gmail.com adresinden ulaşabilir.

10 Şubat 2012 Cuma

kötü değilim bu sefer

yanlışım neredeydi bu sefer? vazgeçtiğim kişiyi  yeniden hayatıma alışımda mı? yoksa suç onda mıydı bu sefer, tabi bir suç varsa eğer. Nasıl ona böylesine değer veren birini görememişti? duyduğu çağırışlara neden tepki vermemisti.

Ne yapmalıyım? neden sağlıklı kararlar almamı sağlayan tek kişiye karşı mücadele vermek zorundayım ki?

Düşünmem gereken onca şey varken hemde.

Neden yanım da olmak yerine karşımda ki?

Hayır hayır, Kötü değilim bu sefer. Uyuyorum, gülüyorum, yaşıyorum kısacası. Ama eksik yaşıyorum, kırgın yaşıyorum.

Kızmıyorum da, kızamıyorum çünkü.

toparlanamıyacak kadar dağılmamak için yaşıyorum. yaşamaya çalışıyorum sadece.