1 Kasım 2011 Salı

Yürüdü... Yürüdü...

kapının açılmasıyla içeri giren rüzgar etkilemişti onu. ve kız vagondan indi nemliydi gözleri, istasyonda bir koltuğa oturdu önce, karşısında küçük bir çocuk oturuyordu ve yanında da babası. Adam meraklı gözlerle baktı kıza, ve tam o sırada yerinden kalktı kız. Hiç istemiyordu aslında eve gitmeyi. Mutsuzdu ayakları titriyordu. Yavaş adımlarla merdivenden indi, o mu çok yavaştı yoksa insanlar mı çok hızlıydı bilmiyordu ama yanından gecen her insan başını döndürüyordu.

Yola baktı ve sonra kuşlara o an yanında birileri olmasını istedi ne olduğunu sormadan elini tutucak birinin varlığını diledi..

Yüzüne esen rüzgara aldırmadan ve hatta göz yaşlarını bile silmeden yürümeye başladı otobüse doğru. Biliyordu herkesin dönüp ona baktığını ve aklından "ne oldu acaba?" sorusunun geçtiğini. Umursamadı...
yürüdü...

Otobüsü kaçırmamıştı ama yinede binmedi, oturup bir sonrakinin gelmesini bekledi biraz daha ayakta kalmaya gücü yoktu çünkü.

Yaklaşık beş dakika sonra gelen otobüse bindi aklı o kadar karışıktı ki yolun nasıl geçtiğini anlamadı bile.
Kız otobüsten indi yürüdü... yürüdü ...
Aklında tek bir soru vardı.
Ayaklarını titreten
başını döndüren
tek bir soru...
ve kız yüzüne esen rüzgara aldırmadan yürüdü ve hatta göz yaşlarını silmeden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder