29 Ağustos 2011 Pazartesi

Yazsan ayrı dert, yazmasan ayrı dert

Yazıyorsun; neden yazdın sana mı kaldı ? deniyor. Yazmıyorsun; neden yazmadın? duyarsız! deniyor.
Yazıyorsun biri gelip yazım yanlışlarını buluyor yazmıyorsun takip edenler küsüyor. Yazıyorsun dalga geçiliyor, yazmıyorsun içinde kalıyor yani yazsan ayrı dert yazmasan ayrı dert.

Öncelikle bana kalmış yada kalmamış istiyorsam yazarım. Bir konu hakkında yazı yazmamak beni duyarsızda yapmaz, belki zamanım olmamıştır yada bir sürü sebebi olabilir ben de insanım.

Bazılar ne yazdığına değil nasıl yazıldığına bakıyor. Bazılarıda yazmadım diye küsüyor sanki başka derdim yokmuş gibi.

Ben köşe yazarı falan değilim. Çanım sıkıldığında, içimi dökmek veya kafamdakileri paylaşmak için yazıyorum yani okuyanlara karşı bir sorumluluğum yok.

Çok önemli biride sayılmam hani ben yazmışım yada yazmamışım ne fark eder ki? Hem ne zaman ülkenin gidişatı veya gündemdeki konular hakkında yazdım ki benden bu bekleniyor?

Düşündüm, yorum yaptım, konuştum ama yazmadım, yazsamda yayımlamadım düşüncelerimi.

Dalga geçme işine gelince: istiyorsan tekrar tekrar oku, okuduğun yerdede istediğin kadar dalga geç ama bundan benim haberim olmasın arkadaşım mail atmanın bi esprisi yok yani.

Bazıları "bildiğimiz cümleler" diyor ki bunu da diyen genelde yazılarımı okuyan insanlar. Doğaldır, ben değişmiyorum ki cümlelerim değişsin. Sen her gün yeni biri misin? Aslına bakılırsa her insan belirli bir zamandan sonra kendini tekrar etmeye başlıyor.

Ama demek istediği "yeni bir şeyler üret" ise evet haklı bunu yapmaya çalışmalıyım.

Bazıları antipatik diyor. Hayır anlamıyorum ki neden ben de bir dost sıcaklığı, anne şevkati aranıyor?

son iki gündür o kadar sert tepkiler aldımki normal in ötesinde bişeyler yazmaya başladım, Böyle yazmazdım ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder