16 Ağustos 2011 Salı

HİÇ OLMADIĞIM BENİM ŞİMDİ

                                              

HİÇ OLMADIĞIM BENİM ŞİMDİ


“Daldın” diye tartakladı yine Esin ve ekledi “yeter artık bir daha uyarmam seni soruyoruz
söylemiyorsun da” pek dikkate almadım bu sözlerini bir şey yok çünkü son günlerde canım konuşmak istemiyor sadece.Normalde de çok konuşkan biri değilim ki neyi merak ediyor şimdi bunlar, ne için endişeleniyorlar gerek yok böyle şeylere zaten dersten sonra dışarı sürüklüyorlar beni.Esinin bir darbesine daha maruz kalıyorum dersten sonra “hadi, acele et” “niye?” “arkadaşlarla gezeriz biraz” “yok ben gelmeyim dergi için yazımı bitirmem lazım biliyorsun”  “ varsa yoksa dergi zaten yazıların yayınlanmaya başlayalı iyice garipleştin sen!” “yine başlama Esin bir şeyim yok benim abartıyorsunuz, neyse geç kalıyorum size iyi eğlenceler”
Başından beri dergide yazmam sorun yaratıyor zaten, nesi var bunun istediğim işe hazırlanıyorum ve zevk alıyorum bundan bu neden arkadaşlarımı boşlamışım ve a sosyal olma yolunda ilerliyormuşum gibi bir izlenim yaratıyor ki .



+



Evdeyim sonuna paltomu fırlatıp hızlıca odama çıkıyorum bitirmem gereken bir yazım var çünkü. Yaklaşık bir aydır haftalık yayınlanan bir dergide çalışıyorum önceden okuyucu tarafından anketlerle belirlenen kitapları okuyup görüşlerimi yazıyorum.En güzeli de tamamen  özgürüm bir kitabı beğenip beğenmediğimi düşünmeden yazıyorum köşemin adı “benim fikrim” gayet açık değimli zaten . Bir arkadaşıma anlatır gibi yazıyorum . Ve bilgisayarın başındayım yine, fazla uğraşmadım bu sefer odamın içerisine de kaybolmuş kitabı bulmak için bir gözüm kitapta , bir gözüm ekranda yazmaya başlıyorum alıntılar yapıyorum bazen kitaptan beğendiğim bir kitap bu sefer fazlasıyla akıcı ve içinde pek heyecan olamamasına rağmen akılda kalıyor .Düşündüklerimi yazıyorum aynen ve dergiye gönderiyorum .Dergiden onay beklerken aşağı inip bir kahve yapıyorum kendime onaylansa bile işim uzun çünkü aynı kitap hakkındaki farklı yorumları bulmalıyım önce sonra  yeni yayınlanan kitapların listesini çıkarmalı ve içerikleri hakkında bilgi edinmeliyim.Yine uzun bir uğraştan sonra bulduğum şekeri hazırladığım kahveme ilave edip yukarı çıkıyorum . Beklediğim cevap gelmiş onaylanmış yazım, şimdi uzun bir araştırma süreci başlıyor işte, önce ufak bir liste yapıyorum kendime aradıklarımı hangi Internet sitelerinde bulabileceğimin yazılı olduğu bir liste bu.Listedeki siteleri tek tek  ziyaret ediyorum ve kayda değer bulduğum bilgileri bilgisayarıma not alıyorum listedeki adresler bitince sıra yeni yayınlanan kitapların içeriklerine geliyor,bu diğeri kadar kolay değil bir iki uğraşıyorum ama sanal ortamda yok henüz bu konuda bilgi.bilgisayarımı kapatıp taşıma çantasına koyuyorum ve çantayla beraber aşağı inip yere fırlattığım paltomu aldıktan sonra dışarı çıkıyorum madem evimde bulamıyorum aradıklarımı kitapevlerine gidip küçük çaplı bir araştırma yapmalıyım ki gelecek haftaki yazım için bir fikrim olsun.,arabam yok ama pekte uzak sayılmaz gideceğim yer. İki adımda ulaşıyorum kitapevine tanınıyorum artık burada neredeyse haftanın üç günü buradayım çünkü.Elimde yeni çıkanlar listesiyle geçiyorum  rafların başına  ve bulabildiğim kitapları alıp bir masa buluyorum kendime, kitapevlerinde masa olmaz genelde burada var ama  pek kullanılmıyor listemdeki ilk kitabı alıp kurcalamaya başlamışken buranın sahibi Nazife  teyze geliyor yanıma ve “burayı kütüphane sandın herhalde” diyerek hafiften dalga geçiyor  benimle.Bense bir yandan onunla sohbet ediyor bir yandan da kitapları karıştırıyorum şu işim bu kadar acele olmasa sabahlara kadar konuşabilirim teyzemle o da yalnızlıktan şikayet ediyor zaten .O kadar samimi o kadar sıcak kanlı ki pek konuşmayan ben bile karşısında konuşmadan duramıyorum .Sıkı bir takipçim bunun yanında şimdiye kadar yayınlanan tüm yazılarımı okumuştur hatta arşivler bile.aradıklarımı bulduktan sonra izin isteyip kalkıyorum masamdan kitap evinden çıkıp bir çay bahçesine oturuyorum kağıda yazdığım  notları bilgisayarıma geçirmeliyim şimdi de .Biraz yorucu ama seviyorum bu işi, arkadaşlarımla gezip tozmaktan çok daha iyi geliyor bana kendime bir çay söyledikten sonra açıyorum bilgisayarımı dergiden bir haber gelmiş boş yer varmış son sayfada istersem bir yazarla röportaj yapabilirmişim süper bir fırsat bu ama biraz düşünmem lazım bunu hem okul hem dergi zaten yorucuyken birde bununla uğraşabilir miyim biliyorum  bir tek bu haftalık zaten düşünebilirim bu teklifi. Önce notlarımı bilgisayarıma geçirmem lazım ve geldi işte dumanı üzerinde tüten çayım.Bir yandan yazılarımı yazıyor bir yandan da dergiden gelen haberi düşünüyordum güzel bir fırsat olabilirdi aslında hem kendimi gösterebilirdim hem de sevdiğim bir yazarla tanışabilir,  okula gelince, onu da hallediyordum bir şekilde Esin iyice kızacaktı ama olsun içerisinde olmadığı her şeye karşıdır zaten o. Yazımı yarım bırakıp dergiye haber verdim kabul etmediğimi evet çok güzel bir fırsattı ama biraz erken olmuştu sanki hazır değilim buna üniversite bitsin ondan sonra başlarım belki zaten iki yılım kaldı o zaman tek uğraşım yazılarım olmayacak ama daha kolay olur bir kitap yazmayı da düşünüyorum ilerde ama şimdilik sadece yaşayarak kendim için malzememe topluyorum. Belki başka bir dergiye geçerim ilerde hatta bir gazeteye onu daha çok isterim açıkçası o zaman sesimi daha fazla kişiye duyurabilirim dergiyi o konuyla ilgilenen insanlar alıyor sadece gazete daha güncel herkes için bir şey var içinde bilinmesi gerekenleri yazıyor ve dergiden daha geniş bir kitleye ulaşıyor. Yazım henüz bitmedi ama havanın  kararması benim evime doğru yol almamı sağlıyor . Kalkıyorum çay bahçesinden ve pek de sık olmayan adımlarla evimin yolunu tutuyorum yavaştan soğumaya başlıyor hava bunun üzerine biraz daha sıklaşıyor adımlarım, bu evimi görene kadar devam ediyor onu görünce yavaşlıyorum birkaç adım sonra kapının önündeyim açıyorum kapıyı ve sımsıcak evime giriyorum hava bu kadar soğuk olunca daha iyi anlıyor insan sıcak bir evin kıymetini .Bu sefer fırlatmıyorum paltomu acelem yok çünkü.Bilgisayarımla beraber yukarı çıkıyorum daha fazla iş yok bugün yeterince yoruldum zaten .Kitap okuma fikri geliyor birden aklıma ama ondanda çabucak vazgeçiyorum ve onun yerine yine bir kahve yapıp kendime televizyonun karşısına geçiyorum.Çok sık içiyorum bu kahveyi şu sıralar .Biraz yorgunluğumun etkisiyle mayışıp kalıyorum televizyon başında.Televizyonu da sevmem fazla samimi gelmiyor bana haberlere bakıyorum arada yada evde bir ses duymak istediğimde açıyorum yoksa radyo genelde  haberde dinleyebiliyorum istersem güncel programlarda var eğlence programları da hatta  şiir bile dinleye bilirim radyoda .Televizyon gibi aman aman   bir kazancı olmadığı için isteyen yapıyor bu işi para kazanma televizyona göre biraz daha arka planda yani. İşini iyi yapan, sevilen de alıyor zaten emeğinin karşılığını ve biliyor  ki sevildiği için bu durumda bu daha da bağlıyor onu mesleğine .Bir meslekten çıkıyor bu onun için her dinleyici arkadaşı oluyor bir anda Televizyonda ki güzel görünme kaygısı da yok görmüyorlar ki seni ve garip bir şekilde programcıyla dinleyici arasında hayranlık denilen engel oluşmuyor, aksine dinleyicide arkadaşı olarak görüyor programcıyı. Ben de dinliyorum her programcı benim arkadaşımmış gibi, zaten Radyo Televizyon bölümünü radyo için seçtim ben .Yazmak  geçim kaynağı görevi görüyor hayatımda ama onu da seviyorum .Hem yazıp hem radyo programcılığı yapanlarda var , ikisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalmayabilirim.sıkılıyorum televizyondan çabucak ve radyoma sarılıyorum frekansı ayarlayıp dinlemeye başlıyorum .Her zaman ki coşkusuyla başlıyor program ve geç saatlere kadar devam ediyor bittiğinde başka bir frekansa başka bir programa geçiyorum bunu daha çok seviyorum. Aslında üniversitemizin   radyo kanalı var ama kendimde gereken cesareti bulabilmiş değilim henüz. Şu anda yeterli cesaretim olmasa da gelecek için planlarım var önümüzde ki   sene   bir radyoda asistanlığa başlamayı düşünüyorum.Dinlediğim ikinci programda bitince radyomu kapatıyorum. Kapatmasam orada uyuya kalacağım çünkü.
+


Sabah yedide kalkıp radyoma sarılıyorum yine.Daha üç saat var dersin başlamasına oysaki okula da yürüyerek gidiyorum.Ama okuldan önce önemli bir işim var, bir arkadaşımla buluşucayım ben! Her sabah yediyle dokuz arası bana hoş bir sohbet dinleme imkanı sunan arkadaşımla.Uzun zamandır radyo programcılarının biriyle iletişime geçmek istiyorum bu bir yandan heyecanlandırıyor beni bir yandan da korkutuyor ya sevdiğim,şahsen tanışmadığım halde “Arkadaşım” dediğim insan öyle değilse ya bir maskeyse gördüklerim sadece, korkutuyor bunlar beni beklide bu yüzden hala başvurmadım bir radyoya bazen de saçmaladığımı düşünüyorum olamaz öyle bir şey. Ve o anda karar veriyorum tanışacağım biriyle en azından tanışmaya çalışacağım . Şu anda dinlediğim programcı uygun olabilir mesela . Hızlıca hazırlanıyorum okula gitmek için bilgisayarımı da alıp çıkıyorum sokağa yolda Esin’i görüyorum her zaman ki neşeli hali yok bu gün beklide bana tavır yapıyor.
İstediği kadar tavır yapsın haklıyım bu sefer karışmamalı bu kadar bana hele radyoma yada yazılarıma sinirimi bozuyor bu alaycı tavrı ciddiye alınmak istiyorum ben .Bir konuşma yapmamız gerektiğini düşünüp ilk adımı atıyorum “dünkü mesele mi yine?” “evet o” diyor huysuz bir tavırla, umursamıyorum “saçmalıyorsun ama hep aynı şey, çok karışıyorsun bana Radyo Televizyon okuyan birinin hayatında radyonun yeri olmasının nesi olağan dışı sence”
“hiçbir şeyi” diye ani bir çıkış yapıyor ve devam ediyor “ ama seninki aşırıya kaçıyor” “yalnızım çünkü Esin! Arkadaşım olduğunu düşünüyor  musun  hala benimle ilgili tek düşüncen hayatımı değiştirmek değimli yalnız kalmamak için yanımda değil misin sadece. Ben yalnızım ama senin yanında o beğenmediğin insanlar var ya televizyonda görsen hayranı olacakların onlar benim arkadaşlarım işte” şaşırtmıştı beli ki beklemiyordu bu kadarını “haklısın” dedi sadece “kendimi düşündüm ” geri döndüm o sinirle “nereye” diye bağırdı arkamdan  cevap vermedim sadece evime gittim.Çok uzun yıldır arkadaştık sanıyordum ben farkındaydım aslında ama onunda yalnız olduğunu düşündüm yanında kalmalıydım arkadaşım olduğunu sanmıştım çünkü!   Salaklıktı benimki beni değiştirmek isteyen biri nasıl arkadaşım olabilirdi ki zaten.Eve girer girmez yaptığım ilk iş kitapları fırlatmak oldu sonrası bir sinir krizi ve durmak bilmeyen gözyaşları  . Arkadaşımla tanışma hayallerim de ertelendi .Bilgisayarımı açıp bir radyo programcısının  yazılarını okudum gerisi sayısız kahve, gözyaşı ve sinir krizleri olarak devam etti.Öğlene doğru onur geldi olanları sordu önce anlattım. Onur’u da uzun zamandır tanırım zor zaman arkadaşıdır o . Biraz daha dertlerimi dinledikten sonra gitti ve yine yalnız kaldım ben hiç olmadığım kadar yalnız ve gerçeklerle baş başa…
Birkaç ağrı kesici aldıktan sonra uyudum hayatıma devam etmeliydim çünkü.Rahatsız edici bir baş ağrısıyla uyanıyorum sabah ve hızlıca hazırlanıp dışarı çıkıyorum.Kısacık yol için taksiye biniyorum yolda Esin’i görmeyi kaldıramam çünkü.Gün boyunca tek yaptığım şey ders dinlemek oluyor. Sevmediklerimi bile büyük bir dikkatle dinliyorum, dinlemezsem dağılırım çünkü ve bir defa dağılırsam beni kimse toparlayamaz.Tekrar antidepresanlarla yaşama fikri korkutuyor beni. İstemiyorum. Dersler bitiyor sonunda ve ben kantine geçip oturuyorum şu sıralar yanımdan ayırmadığım bilgisayarımda yanımda, çıkarıp dergi için olan yazıma başlıyorum. Daha bir hafta var ama bir şeylerle uğraşma zorunluluğu duyuyorum ben.
Yazımı bitirip bilgisayarımın ekranını indirdiğimde Onur’u görüyorum. Yüzünde beni şaşırtmış olmanın mutluluğuyla soruyor “haftaya değil mi o?” “evet ama bir şeylerle uğraşmam lazım” “bakalım bu sefer nasıl olacak?” şaşırıp soruyorum “okuyor musun yazdıklarımı?”   cevap vermiyor soruma elinde ki kitabı gösteriyor sadece. İyice şaşırıyorum bu sefer, geçen hafta yorumladığım kitap bu. Yazılarımın okunması güzel ama fikirlerime önem verilmesi Esin’i bile unutturuyor bana. Söyleyecek bir şey bulamadığımı fark edip konuyu değiştiriyor. “ne yapıyorsun şimdi?” “eve gidiyorum sende gel istersen laflarız biraz” “peki” bilgisayarımı topluyorum ve yola çıkıyoruz. Sessiz bir yolculuk bu, Onur için garip konuşkandır o. Eve gidince birer kahve yapıp oturuyorum karşısına “anlat bakalım” şaşırmış bir şekilde kaldırıyor başını ve soruyor “neyi?” cevap vermek istemiyor belli ki ama ısrarcıyım ben nesi var arkadaşımın, öğrenmeliyim ki onun bana sunduğu desteği bende ona sunabileyim. “bir şeyin var senin” “yok, gerçekten” “peki öyle olsun bu sefer” “sen anlat asıl” diyor aniden o kadar etkiliyor ki beni bu sorusu ağladığımı bile fark edemiyorum. Yerinden kalkıp yanıma geliyor ve yüzümü kaldırıp “dinleyebilirim” diyor. En çok ihtiyacım olanda bu zaten.Sarılıyorum ona ve “istemiyorum” diyerek anlatıyorum  geçmişimi, bitince de teselli ediyor beni “korkma” diyor “ben yanındayım,yalnız kalmayacaksın bir daha” o kadar inanmak istiyorum ki buna. Kendimi toparlayıp “ git artık istersen geç oldu” diyebiliyorum “iyiysen gideyim artık” gülümseyerek “iyiyim” diyorum.Kapıya doğru giderken eşlik ediyorum ona.Biraz daha rahatlatıyor beni Onur huzur buluyorum yanında. Ve her gecede olduğu gibi dinleyeceğim programları dinleyip yatmayı planlıyorum.Bu gün de yordu beni.
Ne var ki uyku tutmuyor bu sefer.Aklım parçalanmış gibi hissediyorum, bir yanım Esin’i düşünüyor bir yanım geçmişimi bir yanım yazılarımı bir yanımda onur’u.Düşünüyorum sadece öylece oturup.Başka bir şey yapabileceğimi düşünmüyorum çünkü.Olaylar kontrolümün dışında gelişiyor ve bu gelişmeler hayallerimden uzaklaştırıyor beni.Üzülmekten sıkıldım artık hata sıkılmaktan da hayatım böyle geçti çünkü hep üzüldüm bir neden yokken bile bazen yalnız kalmak istedim bazen de neden yalnızım diye üzüldüm kendi içimde bile çelişkiler yaşadım.Ve bu gün, sanki başladığım yere geri dönmüş gibi düşünüyorum sadece. Düşünürken uyuyakalıyorum. Sabah zamanından geç uyandığım için olağan üstü bir hızla hazırlanıp kendimi sokağa atıyorum.Ve Onur’u görüyorum “hayırdır Onur bey nereden çıktı bu ziyaret?” “duyanda hiç gelmiyorum sanacak.bu gün nasılsın bakalım?” “yalnız” aldığı cevaptan memnun olmuyor belli ki yüzü düşüyor “ben varım ama” “tabi ki, senin varlığın bana çok iyi geliyor ama” sözümü yarıda kesip devan ediyor “fazla acele ediyorsun” ardından koşarak uzaklaşıyor yanımdan, aynı bölümde değiliz çünkü.Derse giriyorum bende, Esin geliyor bir süre sonra yanıma beklediğimin aksine konuşmuyor benimle onun yerine bir not veriyor sadece ve notta aynen şunlar yazıyor:

“Çok özür dilerim. Haklısın, kendimi düşündüm sadece belki eskisi gibi olamayacak arkadaşlığımız ama beni affettiğini bilmek huzur verir bana.Yaşadıklarının da farkına varmamış değilim yanına gelecek yüzüm yok sadece.”
Cevap vermiyorum Esine dersten sonra gidip sarılıyorum sadece.
Doğru söylüyor aslında, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Bekliyorum Onur’u bir süre gelmiyor ama.
Kafeteryaya gidiyorum bende, arkalarda bir yerde öylece oturuyor Onur, yanına gidip oturuyorum. “tamam Esin’le barıştık ama bu kadar da ilgisiz kalınmaz ki canım” gülümsüyor hafifçe “öyle düşüneceğini sanmamıştım” “ne yapıyorsun sen burada” “oturuyorum sadece” “sadece mi” “sadece” diyip küçük bir kahkaha atıyor. “ne yapıyorsun şimdi” “işim yok” “takıla biliriz o zaman” “açık sözlü olabilir miyim?” “tabi ki” “istemiyorum” korkan gözlerle bakıyor bana “ yanlış bir şey mi yaptım” “hayır, onunla alakası yok. İstemedim bu gün sadece” “rahatladım şimdi” “neyse kalkıyorum ben iyi eğlenceler ” “güle güle  sana”
Kalkıyorum masadan ve evime gidiyorum. Düşünüyorum evime gelince neden istemedim Onurla vakit geçirmeyi. Evet çok yardımcı oluyor bana yanımda olmasını istediğim insanlardan. Ama yalnız kalmaya ihtiyacım var bir süre.Bunalım gibi değil bu sefer dinlenmek istiyorum sadece.Yoruldum sadece, insanlardan, onlarla iyi anlaşma çabasından,rol yapmaktan yoruldum. Bir yandan da Onurun anlayışla karşılaması sevindirdi beni.Kendimi yatağa bırakıp uzanıyorum bir süre…
Hiçbir şey düşünmeden, sadece uzanıyorum.
İlk defa mutluyum çünkü ve bunun gerçek olduğuna inanmam için süre gerek bana.
Minnettarım onur a hiç olamadığım benim şimdi. İçime atmak zorunda değilim artık.Bir arkadaşım var çünkü . Gerçek bir arkadaşım












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder