23 Ağustos 2011 Salı

Başlamadan önce

Blog yazmaya hatta yazılarımı yayınlamaya  başlamadan önce burada işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak için sayısız blog okudum. Kimler ne hakkında yazmış? En çok hangisi dikkat çekmiş ? Hepsini tek tek inceledim sonra kullana bileceğim en pratik blog sitesini aramaya başladım kısa zamanda blogspot'un bana en uygun olduğuna karar verdim. Ama en iyisini yapmak istedim. Çok takip edilen blogger larla yazıştım bazı tavsiyeler aldım bütün yazı tiplerini bütün şablonları teker teker inceledim hangisinde daha rahat okunur diye ve bütün araştırmalarım bitince şunu fark ettim: herkes ilgi alanlarıyla ilgili şeyler okuyor. Çeşitli spor dallarıyla ilgili açılmış sayısız blog var ünlüler,kitaplar ve filimlerde aynı durumda hepsinin hitap ettiği bir kitle var ama en az değer verilen bir başkasının düşünceleri. Okuduğum onca blog içinde sadece iki tane sadece kendi düşüncelerini yani çeşitli konularda deneme yazan blogger buldum. İnsanlar artık bir başkasının nasıl düşündüşünü merak etmiyor sanırım, yeni biriyle tanışmak herkese çok cazip gelmiyor. Başlamadan önce yeni zihinler tanıyacağımı ummuştum, ne yazık ki olmadı kalıplaşmış cümlelerin ardında saklı kalmış insanların asıl düşünceleri. Bilgisayarın başına geçip herhangi bir konuda yazmaya korkar olmuşlar. İçinde kalıyor her  hissettikleri.Diğerleri diye tanımladıklarımız okadar da korkunç değil aslında. Evet, muhtemelen çok zarar gördükten sonra çekiliyor insan kendi kabuğuna ve orada kendi kendine yetmeye çalışıyor. Yetiyor mu peki? yettiğini düşünen vardır muhakkak bence yetimiyor ama. Basit bir rumuz kullansak mesela. onun ardına saklanarak ama zihnimizdekileri biraz daha diğerleriyle payalaşarak yaşasak hayatı. Başkalarıyla olmasada kendimizle paylaşsak? düşündüklerimizi yazsak ve sonra okusak? düşünceleri somut bir biçimde görmek onları irdelemeyi kolaylaştırır çünkü.

2 yorum: