27 Temmuz 2011 Çarşamba

normallik

normaliğin tanımı "çoğunluğun yaptığı"ydı değil mi? toplum ne yapıyorsa ben de onu yapmalıyım kabullenilmek,toplumun bir parçası olmak için. Onlar salaksa bende salak olmalıyım. İşte bu saçma düşünce "farklı" olma isteğini daha da güçlendiriyor. "farklı olmalıyım" diyorum kendime. Her ne kadar onlar gibi olmaksada ben burdayım demenin tek yolu kalıplaşmış düşünceler altında yaşamamalıyım. Normal göreceli bir kavramdır çünkü. Ben normalim ama normal kime göre?

Büyük şehir

Büyük şehirde yıllar geçirdikten sonra, sessiz sakin bir yerlerde birkaç hafta geçirmek o yeri  daha da kıymetlendirse de bu "ben burda yaşamalıyım" hevesi pek sürmüyor ne yazıkki. Tamam sessiz sakin. ama sosyalleşmek istiyor insan, kalabalığı bile özlüyor bir zaman sonraTam anlamıyla bunu yaşıyorum sanırım bir yıl boyunca hevesle beklediğim dahası ihtiyacım olan bu tatil daha ilk günden sıkıcı gelmeye başlladı.Yaygın bir tatil anlayışı vardır ülkkemizde, tatil:deniz,kum güneştir, bir zaman ben de bu tatil çercevesinde harcadım günlerimi,sonra çok daha fazlasını buldum. öğrendim ki: tatil bulunduğu yerden uzaklaşma isteğiymiş insanın ve yaşadığın yerde mutluysan tatilin tanımı değişiyormuş zihninde. Yazdığın iki satırlık yazı tatil oluveriyormuş birden bire. 

19 Temmuz 2011 Salı

Hayranlık mı? hayır!

Hiç karşılaşmadığın, dokunmadığın, gerçekten ne düşündüğünü bilmediğin ve bunlara ramen kendini yakın hissettiğin oldu mu birilerine ? Sırf "o" yazdı diye okumadan güzel dediğin bir şiir yada ? ben de olmaz diyordum başta, bu ne saçmalık diyordum ama ses etkileyebiliyormuş insanı. Anlatırlar ya 1990'larda radyo programcılarının sesine aşık olunurmuş. Aşk değil benimki. Hayranlık hiç değil! neden bilmiyorum ama " hayran" kelimesi çok soğuk, yapmacık geliyor bana sanatçıyla yada hayran olunan o kiş kimse işte, onunla hayran olan kişi arasına aşılması zor bir uzaklık giriyor. Kimsenin hayranı olmadım bu güne kadar ve hayranlık yerine arkadaşlık dedim bunun ismine. Tanımadığın arkadaşların olması iyi geliyor çünkü, uzaktan canını acıtamıyorlar çünkü.

Sonra..

 Hani derler ya her karanlığın bir de aydınlığı vardır diye, doğruymuş. Sadece küçük bir olay bile yetiyormuş bu karanlığın bitmesine. Kısa bir cümle, bir şakı, bir şiir, bir mektup, yada kısacık bir rüya hatta bir film belki sadece hazır olmak gerekiyormuş. Aydınlığı haketmiş olmak yetmiyormuş. Artık hazırım sanırım, o kısa konuşmadan sonra geçen her günüm ayrı bir güzel çünkü. Mutluyum, her günün sonunda huzurluyum. Düşünmem gerekenler yok değil ama çok istediğim bir şey oldu ya pek bir önemi yok diğer şeylerin. Bu güne kadarda önemli olmamalıymış zaten onlar. şu günlerde tek sorunum beklemek zorunda olmam oda sorun sayılmaz aslında sonu güzel olacak. Beklerim ben. Böule olacağını bilseydim kendim yiyip bitirmeden önce beklemeye başlardım zaten..

17 Temmuz 2011 Pazar

Mutluluk

Mutluluk... şu anda yaşadığım şey sanırım.Sıksık karşıma çıkmayan ve her rastladığımda elimden kaçıp gidecekmişcesine sıkıca tutmak için büyük caba harcadığım kısa ama bir okadarda akılda kalıcı bi hikaye.
filmin fragmanında görüpte sinemada filmi izlemeyi bırakıp odaklandığın an gibi. o kısa hikayeden bir kitap olusturmak inkanız gibi görünüyordu, ama simdi: çok da uzak değilmiş hatta şimdiden yazmaya başlamışım gibi. Yavaş yavaş ve kusursuz bir kitap... şu alıcısı az fiyatı çok olan gereksizlerden değil, bir fiyat olmadan ve hak eden herkesin alabileceği basit ve bir o kadar da değerli. bazıları için hayal bazıları için hatatın ta kendisi olan. Daha da önemlisi benim yazdığım hikayelerden oluşan  harika bir kitap: MUTLULUK...

15 Temmuz 2011 Cuma

umut

umut: hepimizin içinde olması gerken ve malesef zaman zaman kaybettiğimiz küçük bir ışık demeti sanırım. Ve ben kaybettim onu. Güzel günler her zamankinden daha uzak şimdi. Çünkü yaptığım yanlışları farkettim büyük yanlışları , üzdüğüm insanları. Sonra kendimi sevmeyi düşündüm,kendiğimi olduğum gibi kabullenmeyi.Bir ben aradım sevecek. Bulamadım ama. Her gün başka biri olan biri için "bu benim" diyebilmek kadar güç bir şey yoktur herhalde.Dışardan baktım kendime ve düşündüm bu kişiye hediye alıcak olsam ne alırdım? zor bir soruydu aslında vitrinde gördüğü ve hiç beğenmediğ birşeyi iki gün sonra çok beğene biliyordu çünkü bu kişi. elimde olsa hep dışardan bakardım  bu kişiye. Ama kabullenicek,sevicek bir ben olmamasına karşın sevmeye karar verdim kendimi. Her faklı "ben" i farklı olduğu için sevmeye karar verdim. Güzel günler uzaktaysa bu günleri güzelleştirmeye karar verdim.

14 Temmuz 2011 Perşembe

yine, yeniden

neden bunaldım neden bu kadar kötü oldum bu tatilde bilmiyorum ama gerçekten dayanılmaz gelmeye başladı.Yakında izdivaç izleyip yemek yapmaya başlayacağımdan korkar oldum.Tek istediğim şu yeni eğtim öğretim yilının biran önce başlaması.İstediğin kadar arkadaşlarınla buluş, istediğin kadar dışarı çık. Yinede bunalıyosun yada bunalıyorum ben. Çünkü er yada geç akşam oluyor yanlız kalıyorsun ve geriye dönüp gün boyunca yaptıklarını düşününce kocaman bir boşluk çıkıyor karşına.Okullar varken yoruluyorum doğru. Ama tatilde olmak daha da yoruyor beni gün voyunca işe yarar birşey yapmamış olmak,öylesine zaman öldürmek yorucu.sıkıldım,bunaldım hersene aynı şeyi yaşamaktan yine,yeniden bunaldım.Yılın en güzel zamanında : yaz da bunaldım ben.Bitmesini istiyomuyum onu bile bilmiyorum
               
                                                                                                                           MAVİ KALEM

bilmiyorum

ilk defa bu kadar açık yazıyorım. iki bloğum ve iki web sitemden sadece birer tanesi ni kendim olarak gizlenmeden yazdım. Bi web sitesini blog dan ayıran bir çok özellik var.Bunlarda beni biraz korkutuyor açıkcası. Bir konu hakkında yazmıyorum ben hayatımı anlatıyorum.Günlük misali. şimdi beni tanıyanlarda okuyacağından bazı şeyleri değiştirmeliyim.Buna ne kadar dayanabilirim daha ne kadar aranızda kalabilirim bilmiyoum tek bildiğim şey şu sıkıcı tatil günlerinde yazmanın iyi geldiği. biraz düşününce herkesin okuyacak olması işi biraz daha heycanlı hale getiriyor sanırım


                                                                                                                                    MAVİ KALEM

ben geldim

merhaba aranıza bende katıkdım önceden bir bloğum vardı zaten ona yazmaya da devam ediyorum bu biraz daha rumuzumun arkasına saklanmadan tanıdıklarımında okuyabileceği bir blog olacak. blogun un adı ne? sorularından bıktım çünkü.blog dışında iki tane de web sitem var. Pek birşey yapmıyorum yazdıklarım okunmaya değer mi? onu da bilmiyorum.Ama yazıyorum ben hem herkes okusun hem kimse bilmesin diye aklıma ne gelirse.


                                                                                                                              ben  MAVİ KALEM